Menu

Site Dili
Menü

Türkçeyi Doğru, Güzel ve Etkili Kullanma ile Güzel Yazı Yazma Teknikleri

TÜRKÇEYİ DOĞRU, GÜZEL VE ETKİLİ KULLANMA İLE GÜZEL YAZI YAZMATEKNİKLERİ

TÜRKÇENİN DOĞRU VE ETKİN KULLANIMI

 

 TÜRK HARFLERİNİN ŞEKİL VE  ESAS YÖNÜNDEN DOĞRU YAZILMASI

 

1. İMLÂ KURALLARI

     İnsanların birbirleriyle anlaşmak için sesli olarak konuştukları dile konuşma dili denir. Konuşma dili, kişilere, bölgelere, yörelere göre değişebilir. Yazı dili ise bilim ve sanat eserlerinde kullanılan ortak dildir.           

 Konuşma dilinin aracı “ses”, yazı dilinin aracı ise “yazı”dır. Bunun anlamı şudur: Yazı dili, konuşma dilinden çok sonra ortaya çıkmıştır.

 Bir dilin gelişiminde asıl rol oynayan, konuşma dilidir. Yazı dili, uygarlığın gelişmesine bağlı olarak ortaya çıkmıştır. Gerçekten bugün bile yazıları olmayan, konuşma diliyle yetinen, yüzlerce topluluk bulunduğu, bunların ilkel bir hayat sürdürdükleri bilinmektedir.

Türk yazı dili, en güzel ürünlerini Türk edebiyatının değişik alanlarında ortaya koymuştur.

 Türkçe yapı ve işleyiş düzeni açısından da güçlü bir dildir. Türkçe’de kökler değişmez, köklere gelen ekler değişir. Bu nedenle yüzyıllar öncesine ait Türkçe dil ürünleri bugün  bile kolaylıkla anlaşılabilir. Örneğin; Orhun Yazıtları’nı, Dede Korkut Öyküleri’ni, Yunus Emre’nin şiirlerini biz, kolayca okuyup anlayabiliriz. Fakat İngilizler dört yüz yıl önce yaşayan Shakespeare’in tiyatrolarını, Almanlar iki yüz yıl önce yaşamış olan Goethe’nin eserlerini anlamakta çok güçlük çekerler. Şu halde Türkçe, dil yapısı ve işleyiş düzeni olarak da Batı dillerinden daha güzel ve üstün bir dildir.

 2.  HARFLER

 Dildeki sesleri gösteren ve alfabeyi oluşturan işaretlere harf denir. Harf ile ses terimlerini birbirinden ayırmak gerekir. Ciğerlerden gelen havanın, ses yolunda meydana getirdiği titreşim olarak tanımlanan ses, dili oluşturan en küçük birimdir. Harf ise seslerin yazıdaki karşılığıdır.

 3.  TÜRK ALFABESİ

      Bir dildeki harflerin belli bir sıraya dizilmiş bütününe alfabe denir.

     Türk alfabesi, Atatürk’ün Harf İnkılâbı sonucunda Lâtin harfleri esas alınarak , 1.11.1928 gün ve 1353 sayılı kanunla tespit ve kabul edilmiştir. Bu kanuna göre, Türk alfabesinde 29 harf bulunmaktadır                                   

4.TÜRKÇENİN SESLERİ 

Türkçe’nin sesleri, ses yolundan çıkışlarına göre ünlü ve ünsüz olmak üzere ikiye ayrılır:

 a. Ünlüler (Sesliler) :

  Tek başlarına okunup hece oluşturabilen, ünsüz harfleri seslendiren harflere ünlü (sesli) harfler denir. Ünlü harfler, ses yolunda hiçbir engele uğramadan çıkarlar. Dilimizde sekiz ünlü (sesli) harf vardır:

a, e, ı, i, o, ö, u, ü

 Ünlü harfler çıkışları sırasında dilin, dudakların durumu ve ağzın biçimine göre çeşitlenirler:

     b.Ünsüzler (Sessizler):

Tek başlarına söylenemeyen, ancak bir ünlünün yardımıyla söylenebilen seslere ünsüz denir. Ünsüzler tek başlarına hece olamazlar.

 

Dilimizde 21 ünsüz vardır. Bunlar ses yolunda engellenerek çıkar ve biçimlenirler. Sesler; çıkış noktalarına, çıkış sürelerine, çıkışları sırasında ses tellerinin titreşim durumuna göre çeşitlenirler:

 

 

5. TÜRKÇEDE SES UYUMLARI

 

    a. Sert Ünsüzlerin Yumuşaması (Ünsüz Değişmesi):

 

        Türkçe sözcüklerin sonlarında “b, c, d, g,” sesleri bulunmaz. Yabancı dillerden gelen sözcüklerin sonlarında bulunan bu sesler Türkçe’de (p, ç, t, k) şeklinde sertleşirler

 

            kitab—kitap

            sahib—sahip

            ilac—ilaç

            Murad—Murat… gibi

        Türkçe’de süreksiz sert (p, ç, t, k,) ünsüzlerle biten sözcükler ünlü ile başlayan bir ek aldıklarında sonda bulunan sert sessizler yumuşayarak (b, c, d, ğ,) olurlar. Bu olaya ünsüz yumuşaması denir.

 

            balık + ı — balığı

            ağaç + a — ağaca

            kitap + ı — kitabı

            kağıt + a — kağıda

 

            UYARI: Özel adlar ünsüz yumuşamasına uğratılmadan yazılır.

            İzmit + e — İzmit’e

            Bilecik           + in — Bilecik’in

            Sezai Karakoç + u— Sezai Karakoç’u

 

            *Tek heceli Türkçe sözcükler ile çok heceli bazı yabancı sözcüklerin                  yazımında ünsüz kuralı işlemez.

 

ot + u — otu

            ip + i—ipi

            at+ın—atın

            hukuk+un—hukukun

            saat+e—saate

            Cumhuriyet+in—Cumhuriyetin gibi

 

   b. Sert Ünsüzlerin Benzeşmesi

           

          Türkçe sözcüklerde sert ünsüzler (f, s, t, k, ç, ş , h, p) den sonra yumuşak süreksizler (c, d, g) gelmez; bunların yerlerine sertleri (ç, t, k) gelir. Yapım ve çekim ekleri de bu kurallara uyar. Bu kural sert ünsüzlerin benzeşmesi olarak da tanımlanır.

                              Doğru                            Yanlış

                        Seç+gin—seçkin                seçgin

                        Ağaç+da—ağaçta               ağaçda

                        1914+de—1914’te              1914’de

                        kebap+cı—kebapçı             kebapcı

                        piş+gin—pişkin                   pişgin

1923+de—1923’te              1923’de

 

UYARI: de, da bağlacı sert ünsüzlerin benzeşmesi kuralından etkilenmez:

 

Mehmet de geldi. (Doğru)

Mehmet te geldi. (Yanlış)

 

6.TÜRKÇEDE SES OLAYLARI

 

   a. Ünlü Düşmesi:

 

      Dilimizde iki heceli bazı sözcükler ünlü ile başlayan bir ek aldıklarında ikinci hecelerindeki ünlülerini kaybederler. Bu olaya hece düşmesi de denir.

 

            Sabır+ı—sabrı

            Omuz+u—omzu

            Göğüs+e—göğse

            Ömür+ü—ömrü

            Beniz+i—benzi

 

      Bazı sözcükler türetilirken bir ünlü kaybına uğrayabilirler:

 

            Sarı+ar+dı—sarardı (ı, düşmüş)

            Sızı+la+dı—sızladı (ı, düşmüş)

            Devir+ik—devrik(i,düşmüş)

 

 b. Ünsüz Düşmesi:

           

        Küçültme eki alan bazı sözcüklerde bir ünsüzün düştüğü görülür:

 

            Ufak+cık—ufacık (k, düşmüş)

            Minik+cik—minicik (k, düşmüş)

            Alçak+ cık—alçacık (k, düşmüş)

 

    c.  b-p Değişmesi:

 

            Alıntı kelimelerde “s” ünsüzünden sonra gelen “b” sesi ünsüz benzeşmesine uğrayarak “p”ye dönüşür ve “p” ile yazılır: ispat, kispet, müspet, naspetmek, nispet, tespit.

 

    ç.  n-m Değişmesi:

 

         Dilimizde “b” ünsüzünden önce gelen “n” ünsüzü bazı örneklerde “m”ye dönüşür: saklambaç (

 

 

 

NOKTALAMA İŞARETLERİ

 

Duygu ve düşünceleri daha açık ifade etmek, cümlenin yapısını ve duraklama noktalarını belirlemek, okumayı ve anlamayı kolaylaştır­mak, sözün vurgu ve ton gibi özelliklerini belirtmek üzere kullanılan işaretlere noktalama işaretleri denir.

 

1.Nokta (. )

 

    a. Cümlenin sonuna konur:

 

Türk Dil Kurumu, 1932 yılında kurul­muştur.

 

Artık o, ne üniformalı bir başkumandan, ne farklı ve beyaz kravatlı bir devlet başkanıydı.

                                                                          (Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Panorama)

 

    b.  Kısaltmaların sonuna konur:

 

 Dr. (doktor), Yard. Doç. (yardımcı doçent), Prof. (profesör), Cad. (cadde) vb.

 

Ancak, bazı kısaltmalarda nokta kullanılmaz:

 

TBMM (Türkiye Bü­yük Millet Meclisi), TDK (Türk Dil Kurumu), TRT (Türkiye Radyo Televizyon) vb.

 

    c.  Sayılardan sonra sıra bildirmek için konur:

 

 3. (üçüncü), 15. (onbeşinci), IV. (dördüncü); //. Mehmet, XIV. Louis, XV. yüzyıl; 2. Cadde, 20. Sokak.

 

     ç.   Bir yazının maddelerini gösteren rakam veya harflerden sonra konur:

 

I.             1.                     A.         a.

II.            2.                     B.         b.

 

     d. Tarihlerin yazılışında gün, ay ve yılı gösteren sayıları birbirin­den ayırmak için konur:

 29. 5. 1453,29. X. 1923.

 

     e.  Saat ve dakika gösteren sayıları birbirinden ayırmak için konur:

 

Tren 09. 15 'te kalktı.

 

UYARI: Bir yazının okunuşu esnasında; noktadan sonra, bir nefes alımı kadar süre beklenir.

 

2.Virgül (,)

 

   a. Birbiri ardınca sıralanan eş görevli kelime ve kelime gruplarının arasına konur:

 

Fırtınadan, soğuktan, karanlıktan ve biraz da korkudan sonra bu sıcak, aydınlık ve sevimli odanın havasında erir gibi oldum.      (Halide Edip Adıvar)

 

   b. Sıralı cümleleri birbirinden ayırmak için kullanılır:

 

Bir varmış, bir yokmuş vb.

 

   c. Cümlede özel olarak vurgulanması gereken öğelerden sonra konur:

 

Binaenaleyh, biz her vasıtadan, yalnız ve ancak, bir noktainazardan istifade ederiz.   (Mustafa Kemal Atatürk)

 

   ç. Cümle içinde ara sözleri ve ara cümleleri ayırmak için konur:

 

Örnek olsun diye, örnek istemez ya, söylüyorum.

Şimdi, efendiler, müsaade buyurursanız, size bir sual sorayım.

(Mustafa Kemal Atatürk)

 

   d. Tırnak içinde olmayan aktarma cümlelerden sonra konur:

 

Dat­ça'ya yarın gideceğim, dedi.

 

- Bugünlük bu kadar, diye düşündü.

 

   e. Konuşma çizgisinden önce konur:

 

Hatta bahçede gezen hanımefendi bile işin farkına varıp,

- Nen var senin çocuğum, diye sormak zorunda kaldı.

(Haldun Taner, Hikâyeler)

 

   f. Hitap için kullanılan kelimelerden sonra konur:

 

Efendiler, bilirsiniz ki, hayat demek, mücadele, müsademe demek­tir.

                                                                           (Mustafa Kemal Atatürk)

 

Sayın Başkan,

Sevgili kardeşim,

Değerli arkadaşım,

 

    g. Yazışmalarda, başvurulan makamın adından sonra konur:

 

Türk Dil Kurumu Başkanlığına,

 

    ğ. Yazışmalarda, yer adlarını tarihlerden ayırmak için konur:

 

Kuşadası, 7 Şubat (Reşat Nuri Güntekin, Çalıkuşu)

 

UYARI: Bir yazının okunuşu esnasında; virgülden sonra, yarım nefes alımı kadar süre beklenir.

 

3. Noktalı Virgül(;)

 

   a. Cümle içinde virgüllerle ayrılmış tür veya takımları birbirinden ayırmak için konur:

 

Erkek çocuklara Doğan, Tuğrul, Aslan, Orhan; kız çocuklara ise İnci, Çiçek, Gönül, Yonca adları verilir.

 

   b. Öğeleri arasında virgül bulunan sıralı cümleleri birbirinden ayırmak için konur:

 

Sevinçten, heyecandan içim içime sığmıyor; bağırmak, kahkahalar atmak istiyorum. Sabahtan beri bekliyorum; ne gelen var, ne giden. İş işten geçti; artık gelse de olur gelmese de .

 

   c. Virgülle ayrılmış örnekleri farklı örneklerden ayırmak için konur:

 

Türkiye, İngiltere, Azerbaycan; İstanbul, Londra, Roma.

 

   ç. Kendilerinden  evvelki cümleyle ilgi kuran ancak, yalnız,  fakat, lâkin, çünkü, yoksa, bundan dolayı, sonuç olarak, bununla birlikte, öyleyse vb. cümle başı bağlaçlarından önce konur:

 

Halis bir şiir fena okunabilir; lâkin sahte bir şiir iyi okunamaz.

                                                                   (Yahya Kemal Beyatlı)

 

Sıralı cümleler arasında ancak, fakat çünkü vb. cümle başı bağlayıcılarından önce yazar, araya nokta, virgül, noktalı virgül koymakta serbesttir. Bu husus, yazarın üslûptaki tercihi ile ilgilidir.

 

4. İki Nokta(:)

 

 a. Kendisinden sonra örnek verilecek cümlenin sonuna konur:

 

Millî Edebiyat akımının temsilcilerinden bir kısmını sıralayalım:Ömer Seyfettin, Halide Edip Adıvar, Ziya Gökalp, Mehmet Emin Yurdakul.

 

    b. Kendisinden sonra açıklama yapılacak cümlenin sonuna konur:

Bu kararın istinat ettiği en kuvvetli muhakeme ve mantık şu idi: Esas, Türk milletinin haysiyetli ve şerefli bir millet olarak yaşamasıdır.

                                                                                       (Mustafa Kemal Atatürk)

  c. Kütüphanecilik alanında yazar adı ile eser başlığı arasına konur:

 

Yahya Kemal Beyatlı:Kendi Gök Kubbemiz, Falih Rıfkı Atay:Çankaya, Yakup Kadri Karaosmanoğlu:Yaban, Faruk Nafiz Çamlıbel:Bir Ömür Böyle geçti.

 

  ç. Ses bitiminde uzun ünlüyü göstermek için kullanılır:

 

a:ile, ka:til, usu:le, i:cat.

 

        UYARI: Bir yazının okunuşu esnasında; noktalı virgülden sonra, yarım nefes alımı kadar süre beklenir.

 

5. Soru işareti (?)

 

a. Soru bildiren cümle veya sözlerin sonuna konur:

 

Ne zaman tükenecek bu yollar, arabacı?

                                              

                              

(Faruk Nafiz Çamlıbel, Yolcu ile Arabacı)

 

    b. Bilinmeyen yer, tarih vb. durumlar için kullanılır:

 

Yunus Emre (1240?-1320), (Doğum yeri: ?).

 

6. Ünlem işareti (!)

 

a. Sevinç, kıvanç, acı, korku, şaşma gibi duyguları anlatan cümle­lerin sonuna konur:

 

Ne mutlu Türküm diyene!

                                      (Mustafa Kemal Atatürk)

 

     b. Seslenme, hitap ve uyarı sözlerinden sonra konur:

 

Ordular! ilk hedefiniz Akdeniz’dir, ileri!

                                                             (Mustafa Kemal Atatürk)

 

            Ey Türk gençliği! Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk cumhuriye­tini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir.

                                                                                              (Mustafa Kemal Atatürk)

 

c. Bir söze alay, kinaye veya küçümseme anlamı kazandırmak  için ayraç içinde ünlem işareti kullanılır:

 

İsteseymiş bir günde bitirirmiş (!) ama ne yazık ki vakti yokmuş(!)

Adam, akıllı (!) olduğunu söylüyor.

         

 

7. Kısa çizgi (-)

 

     a. Satıra sığmayan kelimeler bölünürken satır sonuna konur:

 

Soğuktan mı titriyordum, yoksa heyecandan, üzüntüden mi bilmem. Havuzun su-

yu bulanık.                                                               

  (Sait Faik Abasıyanık, Havuz Başı)

 

     b. Ara sözleri ve ara cümleleri ayırmak için kullanılır:

 

Örnek olsun diye -örnek istemez ya- söylüyorum.

 

     c. Dil bilgisinde kökleri ve ekleri ayırmak için konur:

 

al-ış, dur-ak Dur-sun, Dur-muş, gör-gü-süz-lük.

 

     ç. Dil bilgisinde eklerin başına konur:

 

-den, -lık, -ış, -ak.

 

    d. Adres yazarken semt ile şehir arasına konur:

 

Kurtuluş -ANKARA

 

     e. Matematikte çıkarma işareti olarak kullanılır:

 

50 - 20  = 30

 

     f. Kısa çizgi aynı zamanda parantez yerine geçer:

 

İstiklâl Marşı - M. Akif Ersoy – milletimizin duygularını yansıtan en güzel şiirdir.

 

8. Tırnak işareti ( ". . . ")

 

    a. Başka bir kimseden veya yazıdan olduğu gibi aktarılan sözler tırnak içine alınır:

 

Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesinin ön cephesinde Atatürk'ün "Hayatta en hakikî mürşit ilimdir. " vecizesi yer almaktadır. Ulu önderin "Ne mutlu Türküm diyene!" sözü her Türk'ü duygulandırır.

 

     b. Özel olarak belirtilmek istenen sözler tırnak içine alınır:                                    

 

Yeni bir "barış taarruzu" başladı.

 

         UYARI: Özel olarak belirtilmek istenen sözler tırnak içine alınmadan koyu yazılarak veya altı çizilerek de gösterilebilir:

 

 

Höyük sözü Anadolu'da tepe olarak geçer.

                Höyük sözü Anadolu’da tepe olarak geçer.

    

c. Kitapların ve yazıların adları ve başlıkları tırnak içine alınır:

 

Yahya Kemal'in bazı şiirleri "Kendi Gök Kubbemiz" adı altında çıktı.

(Ahmet Hamdi Tanpınar)               

 

UYARI: Tırnak içine alınan sözlerden sonra kesme işareti kulla­nılmaz:

 

Yahya Kemal'in "Kendi Gök Kubbemiz'’i okudunuz mu?

 

9. Yay Ayraç ( ( ) )

           

     a. Cümlenin yapısıyla doğrudan doğruya ilgili olmayan açıklamalar için kullanılır:

 

Anadolu kentlerini, köylerini ( Köy sözünü de çekinerek yazıyorum. ) gezsek bile görmek için değil, kendimizi göstermek için geziyoruz.

                                                                                               (Nurullah Ataç, Söyleşiler)

 

UYARI: Hakkında açıklama yapılan söze ait  ek, ayraç kapandıktan sonra yazılır:

 

 Yunus Emre (1240?-1320)’nin…

 

     b. Alıntıların aktarıldığı eseri veya yazarı göstermek için kullanılır:

 

Cihanın tarihi, vatanı uğrunda senin kadar uğraşan, kanını döken bir millet daha gösteremez. Senin kadar kimse kendi vatanına sahip olmağa hak kazanmamıştır. Bu vatan ya senindir, ya kimsenin.

           

                                                                       (Ahmet Hikmet Müftüoğlu)

           

10. Köşeli ayraç ( [  ] )

 

         a. Bibliyografik künyelere ilişkin bazı ayrıntıları göstermek için kullanılır:

 

Reşat Nuri [Güntekin],  Çalıkuşu, Dersaadet 1922.

 

        b. Bilimsel çalışmalarda, metinde bulunmayan veya silinmiş olan, fakat araştırıcı tarafından tamamlanan bölümler köşeli ayraç içine alı­nır:

 

Babam kağan öldüğünde küçük kardeşim Kül-tegin ye[di yaşında kaldı…].

                                                                                   

(Çözülmüş Orhun Yazıtları)

 

11. Kesme işareti ( ' )

 

       a. Özel adlara getirilen iyelik ve hâl eklerini ayırmak için konur:

Fatih Sultan Mehmet'e, Atatürk'üm, Türkiye'm, İnönü'den, Yurdakul'­dan, Kâzım Karabekir'i, Yunus Emre'yi, Ziya Gökalp'tan; Türk'e, Alman'ı; Jüpiter'den, Venüs'ü; Türkiye'de, Van Gölü'ne, Ağrı Dağı'nın; Ziya Gökalp Bulvarı'nda, Çankaya Köşkû'ne, Sait Halimpaşa Yalısı'ndan; Kiralık Konak 'ta, Sinekli Bakkal 'ı.

 

Ancak aşağıda belirtilen özel adlardan sonra kesme işareti kulla­nılmaz:

 

     b. Kurum ve kuruluş adları:

 

Türkiye Büyük Millet Meclisine, Türk Dil Kurumundan, Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığına, Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Dekanlığına.

 

      c. Akım, çağ ve dönem adları:

 

Eski Çağın, Yükselme Döneminin, Klâsik Türk Edebiyatına, Milli Edebiyat Akımının, Edebiyat-ı Cedide Topluluğunun.

 

      ç. Kişi adlarından sonra kullanılan unvanlar:

 

Mustafa Kemal Pa­şaya, Nasrettin Hocada, Enver Paşanın, Zeynep Hanıma, Ayhan Bey­den, Ahmet Mithat Efendinin, Enver Paşayı.

  

     d. Ay ve gün adları:

 

29 Ekime. . . , 30 Ağustos Çarşambadan sonra

 

      e. Deyimlerde geçen özel adlar:

 

Allahtan hayırlısı, Allaha emanet; Alinin külahını Veliye, Velinin külahını Aliye.

 

 

      f. Yabancı özel adlardan sonra getirilen çokluk ve yapım ekleri kesme işaretiyle ayrılır: 

 

Nice'ler, Lille'li, Bordeaux'lu, Honolulu'lu.

 

 

      g.  Kısaltmalara getirilen ekleri ayırmak için konur:

 

TBMM'nin, TDK'nin,BM'de , ABD'de,     

 

UYARI: Küçük harflerle yapılan kısaltmalara getirilen eklerde kelimenin okunuşu; büyük harflerle yapılan kısaltmalara getirilen ek­lerde kısaltmanın son harfinin okunuşu esas alınır:

 

kg'dan, cm'yi, mm'den; BDT'ye, THY'de, TRT'den.

 

UYARI: Sonunda nokta bulunan kısaltmalarla üs işaretli kısalt­malar kesmeyle ayrılmaz. Bu tür kısaltmalarda ek noktadan ve üs işa­retinden sonra, kelimenin ve üs işaretinin okunuşuna uygun olarak yazılır:

vb. leri, mad. si, Alm. dan, İng. yi, Nu. dan; cm3e (santimetre küpe), m2ye (metre kareye), 64ten (altı üssü dörtten)

 

      ğ.  Sayılara getirilen ekleri ayırmak için konur:

 

 "1919 senesi Mayı­sının 19'uncu günü Samsun'a çıktım. " 1985'te, 8'inci madde, 2'nci kat; 7,65'lik, 9,65'lik.

 

          UYARI: Sıra sayıları ekle gösterildiği zaman rakamdan sonra sa­dece kesme işareti ve ek yazılır; ayrıca nokta konmaz:

 

 8. 'inci değil 8'inci, 2. 'nci değil 2'nci.

 

          UYARI: Üleştirme sayıları rakamla değil yazıyla gösterilir:

 

6'şar değil altışar; 10 'ar değil onar.

 

     h.  Bir ek veya harften sonra gelen ekleri ayırmak için konur:

 

A'dan Z'ye kadar, b'nin m'ye dönüşmesi, Türkçe’de  -daş'la yapılmış birçok söz vardır.

 

12. DÜZELTME İŞARETİ

 

      Düzeltme işaretinin (^) iki görevi vardır: Uzatma ve inceltme. Bu işaretin kullanılacağı yerler aşağıda gösterilmiştir:

 

      Yazılışları bir, anlamları ve okunuşları ayrı olan kelimeleri ayırt etmek için, okunuşları uzun olan ünlülerin üzerine düzeltme işareti konur:

 

      Adem (yokluk), âdem (insan); alim (her şeyi bilici), âlim (bilgin); aşık (ayak bileğindeki kemik), âşık (vurgun, tutkun); hakim (hikmet sahibi), hâkim (yargıç); hali (pazar yerini), hâli ( durumu, vaziyeti); hala (babanın kız kardeşi), hâlâ (henüz); şura (şu yer), şûra (danışma kurulu).

 

 

CÜMLE KURMA ESASLARI

1. GENEL ESASLAR

 

 Sözcükler tek başlarına bir anlam taşısalar da, bir duyguyu, bir düşünceyi anlatamazlar. Sözcüklerin bir duyguyu, bir düşünceyi bir yar­gıya bağlayarak anlatabilmeleri için belli bîr an­lam ve görev ilişkisiyle kullanılmaları gerekir.

 

Isınınca, patlamak, tomurcuklar, ağaçlar, havalar.

 

 Yukarıdaki sözcüklerin hepsinin tek başına bir anlamı vardır, fakat bir yargı bildirmeleri söz konusu değildir. Bu sözcüklerin bir yargı bildirebilmeleri için, hem anlam ilişkisine hem de görev ilişkisine göre bir araya getirilmeleri gerekir.

 

"Havalar ısınınca ağaçların tomurcukları patladı."

 

 Sözcüklerin bir duyguyu, bir düşünceyi bir yargıya bağlayarak anlatacak biçimde bir araya getirilmesiyle oluşacak söz dizisine cümle denir. Yargı bildirmeyen söz dizisi kaç sözcükten olu­şursa oluşsun cümle sayılmaz.

 

 Yargı, bir tek sözcükle bildirilebileceği gibi birden çok sözcükle de bildirilebilir. Bu bakım­dan cümlede anlatılmak istenen düşünceyi en iyi şekilde aktarmak için gerektiği kadar sözcük yer alır.

 

Gitti.

Babası gitti.

Babası, yurt dışına gitti.

Babası, çalışmak için yurt dışına gitti.

Babası, geçen yıl, çalışmak için yurt dışına gitti.

 

  Yukarıdaki cümleler sözcük sayısı bakımın­dan farklıdır. Birincisi sadece bir öğeden oluş­muştur ve zaman, yer, sebep anlamı içerme­mektedir. Düşüncelerimizi her zaman tek söz­cükle anlatmayız, cümleye başka öğeler katarak daha geniş bir anlatım yolu seçeriz. Nitekim son cümlede kişi, zaman, sebep ve yer öğeleri iyice belirgin kılınmış ve daha geniş bir anlatım yolu sağlanmıştır.

 

 Türkçe de, bir cümleyi oluşturan öğeler ge­nelde iki türlüdür. Bunlardan bir bölümü cümle­nin kurulmasını sağlar, bulunmaları zorunludur, onlarsız cümle olmaz. Zorunlu olarak cümlede bulunan öğelere TEMEL ÖĞE denir. Kimi öğelerin ise cümlede her zaman yer almaları zorunlu de­ğildir. Bu nitelikteki öğelere de YARDIMCI ÖĞELER adı verilir.

 

 

 2. YÜKLEM

 

     Bir cümlede eylem, oluş, durum istek bildi­ren dil bilgisi birliğinin görev adına yüklem de­nir. Yüklem, cümlenin en temel öğesidir. Diğer öğeler yüklemle ilişkileri bakımından adlandırılırlar ve yüklemin anlamını tamamlayıcı görev yaparlar.

 

Türkçe’de yüklem, ya çekimli bir fiildir ya da ekeylem almış isim soylu bir sözcüktür. Dili­mizde her sözcük yüklem olabilir:

 

Yağmur sabaha kadar yağdı. (Çekimli fiil, yüklem olmuş.)          

                                               Y

Dün, hava soğuktu.(İsim, yüklem olmuş)

                  Y

Kuşkulu uyku, evin bekçisidir. (İsim tamlaması,yüklem olmuş.)                                                        Y

O şiiri okuyan bendim. (Zamir, yüklem olmuş.)

                            Y

Köy bekçimiz, bu  yaşlı adamdır. (Sıfat tamlama­sı, yüklem

                                       Y                 olmuş.)

                                                                                                                       

Sahil yolunda arabalar vızır vızırdı. (Yansıma sözcükler,                                                                           

                                                       Y             yüklem olmuş.)

 

En sevdiğim spor, yüzmedir. (İsim - fiil, yüklem olmuş.)   

                                            Y

Adam, eve gelince küplere bindi. (Deyim, yüklem olmuş.)

                                                  Y

Beni kırmadığınız için teşekkür ederim. (Bileşik fiil, yüklem                               

                                                     Y                 olmuş)                                                             

 

 3. ÖZNE      

 

Yüklemin bildirdiği iş, oluş, hareketin yapı­cısı olan ya da bir yargıya konu olan cümle öğe­sine özne denir.

 

Özneyi bulmak için yükleme "kim, ne" so­ruları yöneltilir. "Kim" sorusu insanları, "ne" so­rusu insan dışı varlıkları buldurma amacı taşır.

 

Çocuklar, az önce çıktı.

                                Y

"Çıkma" eylemini yapan kim? (Çocuklar-Özne)

 

Gökyüzü simsiyahtı.

                            Y

Simsiyah" olan ne? (Gökyüzü-Özne)

 

 Türkçe’de ad, ad tamlaması, sıfat tamlama­sı, adlaşmış sıfat, zamir, ikileme... gibi hemen her sözcük ya da söz grubu özne olarak kullanı­labilir.

 

Deniz bugün oldukça durgundu. (Ad, özne olmuş.)

    Ö

Vatan toprağı hepimiz için kutsaldır. (Ad tamlaması, özne olmuş}

          Ö

İhtiyar, sigarasını yere düşürdü. (Adlaşmış sıfat, özne olmuş.)

    Ö    

Hüngür hüngür ağlıyordu   genç kadın.  (Sıfat tamlama                                                                                                        

                                                             Ö             özne olmuş)

Burası, bir gecelik evimiz olacak. (Zamir, özne         olmuş.)

     Ö

Eş dost orada toplanmıştı. (ikileme, özne olmuş.)

    Ö

 

Özneler, yansıttıkları özellikler bakımından iki kümede incelenebilir:

 

    a. Gerçek Özne

 

Yüklemin bildirdiği işi yapan ve cümlede açıkça görülebilen öznelere gerçek özne denir

Akıl, yaşta değil baştadır.

            Ö

Göçmen kuşlar bu yıl erken geldi.

   Ö

 b. Gizli Özne

 

Özne olan varlık cümle içinde açıkça gösterilmeyebilir. Bu durumda özne

gizli kullanılmış demektir. Gizli özne, "ben, sen, o, biz, siz onlar" sözcüklerinden birisidir:

 

Öğretmenimizi dikkatle dinledik.(Dinleyen kim? - Gizli                                               

                                                         Özne:Biz)

 

Romanı yarına kadar özetleyiniz. (Özetleme işini kim

                                                                       yapacak?Gizli Özne: Siz)

Artık oraya gitmeyeceğim.(Gitmeyecek olan kim? Gizli özne: Ben)

 

 4. NESNE (DÜZ TÜMLEÇ)

 

Yüklemin bildirdiği işten doğrudan doğru­ya etkilenen ya da bu işi üzerine alan öğelere nesne denir.

 

Annem çiçekleri suladı.

                        Nesne

Şu sıralarda güzel bir roman okuyorum.

                                     Nesne

 

Nesneler İki türlüdür:

 

a. Belirtisiz Nesne: Yalın hâlde bulunan ve nesne görevi üstlenen sözcük veya söz gruplarına denir.

 

Belirtisiz nesneyi bulmak için cümleye "kim" ve "ne" soruları yöneltilir.

 

Kardeşime kısa bir mektup  yazdım.

                     Belirtisiz Nesne         Y

 

b. Belirtili Nesne : İsmin -i hâl ekini alarak nesne görevi üstlenen sözcük veya söz gruplarıdır.

 

          Belirtili nesneyi bulmak için yükleme "ki­mi", "neyi" ve "nereyi" soruları yöneltilir.

 

Macera filmlerini severim.
     
Belirtili nesne         Y

 

Tiyatro hakkındaki düşüncelerini belirtti.
              
Belirtili nesne                      Y

 

Dünİstanbul'u gezdik.

     ZT     Bel. Nesne     Y

 

 5. DOLAYLI TÜMLEÇ

 

Yüklemin anlamını yer bakımından ta­mamlayan,  ismin "-e, -de, -den" hâl eklerinden birini alan sözcük ya da söz grupları dolaylı tümleçleri oluşturur.

 

Dolaylı tümleçleri bulmak için yüklemle birlikte "kime, kimde, kimden, nereye, nerede, nereden" sorulan sorulur.Alınan cevaplar do­laylı tümleç olur.

 

Dolaylı tümleçler anlam özellikleri bakımın­dan üç grupta incelenebilir:

 

a. Yönelme Bildiren Dolaylı Tümleç : İsmin "-e" hâl ekini alarak "neye, kime, nereye" sorularına cevap alan sözcük veya  söz gruplarıdır.

 

 

 

 

Tekerlekler yollara bir şeyler anlatıyor.

                                                             DT

Umutsuzlar mikrop saçar dünyaya.

                                                        DT

Bu genç şaire biraz öğüt vermelisiniz.

            DT

 

b. Bulunma (kalma) Bildiren Dolaylı Tümleç : İsmin "-de" hâl ekini alarak, "kimde, nere­de, nede" sorularına cevap olan sözcük veya söz gruplarıdır.

 

Yargılarında  nesnel davranıyor.

                      DT

Romandaki olaylar küçük bir sahil kasabasında   geçiyor .

                                                         DT

Geçen yıl bu tatil köyünde bir ay kalmıştık.

                                              DT

 

c. Çıkma (Uzaklaşma) Bildiren Dolaylı Tüm­leç: İsmin "-den" hâl ekini alarak "nereden, kimden, neden" sorularına cevap olan söz­cük veya söz gruplarıdır.

 

Turna katarları geçiyordu gölün üstünden.

                                                                    DT

Çocuk, yaşlı adamdan bir şeyler istiyordu.

                                      DT

Bu tür filmlerden ben hiç hoşlanmıyorum.

            DT

 

            UYARI : Yer bildikleri hâlde "-e, -de, -den" hâl eklerin­den birini almayan veya bu eklerden birini al­dıkları hâlde yer bildirmeyen sözler dolaylı tümleç değil zarf tümleci olurlar:

 

Öğrenciler gruplar halinde içeri giriyor.

                                                        Z.T.

Hemen dışarı çıkmalısınız.

                             Z.T.

İstanbul'a geldiğinde, yanıma uğrarsın.

                         Z.T.

 

 6.  ZARF TÜMLECİÜML

ECİ

Yüklemi zaman, durum, miktar, yer-yön bakımından tamamlayan sözlere zarf tümleci denir.

 

Cümlede zarf tümlecini bulmak için yükle­me "ne zaman, nasıl, ne kadar, niçin" gibi soru­lar yöneltilir. Bu soruların cevabı olan sözler zarf tümleci olur.

 

Bu romanı geçen yıl okumuştum.

                                 ZT

Bir yaz günü geçtik Tuna'dan kafilelerle.

                          ZT           

Ülke sorunları bu akşam televizyonda tartışıla­cak.   

                               ZT

               

 7.  EDAT TÜMLECİ

 

Yüklemin anlamını birliktelik, amaç, araç, özgüleme, benzerlik... gibi yönlerden tamamla­yan ve bir edatla birlikte kullanılan söz öbekleri­ne edat tümleci denir.

Cümlede edat tümlecini bulmak için yükle­me "ne ile, kiminle, niçin..." gibi sorular yönel­tilir. Bu soruların cevabı olan sözler edat tümle­ci olur.

 

Babam yarın trenle gelecek.

                                              ET

Ağaçların dalları ilkbahar rüzgarlarıyla sallanı­yor.

                                                    ET

Bu şiiri sizin için yazmıştım.

                       ET

Bu kalemle yazamıyorum.

            ET

 

 

 

 

 

 

 8. ÖĞE ÇÖZÜMLEMELERİ

     Öğe çözümlemesinde kullanılacak sorular aşağıda  topluca gösterilmiştir. Bu soruların tümünü yükleme yöneltmek gerekir.

 

Öğe Adı

Öğeyi bulmak için sorulacak soru

Özne

kim, ne (işi yapanı buldurur)

Belirtisiz nesne

kim, ne (işten etkileneni bul­durur)

Belirtili nesne

kimi, neyi, nereyi

Dolaylı tümleç

kime, kimde, kimden, nereye, nerede, nereden, nereye, ne­de

Zarf tümleci

ne zaman, nasıl, ne kadar, ni­çin

Edat tümleci

kim ile, ne ile, niçin

 

 

 

   UYARI : Aşağıdaki öğe çözümlemesiyle ilgili örnekleri inceleyiniz:

 

a. Kimi denemeciler/ olaylara kişisel açıdan bakmayı / severler.

                       Ö                              Belirtili N.                      Y

b. Doğu Anadolu / yükseltisi en fazla olan bölgemizdir.
                         
Ö                                     Y

c. Suyun üstünde/ domates, salatalık, patlıcan çürükleri / vardı.

                  DT                                                  Ö                           Y

      ç. Kapı  çalınca / etrafa / ağır bir koku / yayıldı.

             ZT              DT             Ö                 Y

      d. Dedem / geçen yıl / bu ağaçları / çok güzel / budamıştı.

          Ö            ZT              BN               ZT               Y

      e. Bu soruyu / diğer sınıfa / da sordunuz mu ?

           BN                DT                    Y

 f. Ankara / tarihin şaşırtıcı terkipleri ile / doludur.

        Ö                                 ET                            Y

      g. Uzun zamandır inşaatlarda çalıştığını / söylüyordu / genç adam.

                                BN                                             Y                     Ö

 

 

 9. CÜMLE ÇEŞİTLERİ

 

a. Öğelerin Dizilişine Göre Cümleler

 

 Türkçe’nin belli bîr cümle kalıbı vardır: Yük­lem sonda bulunur, öbür öğeler yüklemden ön­ce gelir. Bu kalıp değişikliğe uğrayabilir ve çe­şitli özellikte cümle türleri ortaya çıkar.

 

        Öğelerinin dizilişi bakımından cümleler dörde ayrılır:

 

    - Düz (kurallı) cümle

 

    - Devrik cümle

 

    - Ayraç (parantez) cümlesi

 

    - Eksiltili (kesik) cümle

 

(1) Düz (Kurallı) Cümle

 

   Yüklemi sonda bulunan cümleye düz cüm­le denir. Aşağıdaki cümlelerde yüklemler, cüm­lenin sonundadır.

 

Arı  söğüdü, akıllı öğüdü sever.

                                                         Y

 

Bu davranışınız hiç de hoş değil.

                                   Y

 

Yarın akşam tiyatroya gidiyor muyuz?

                                            Y

 

 

            UYARI : Kurallı cümlelerde yüklem sonda olmak şartıy­la diğer öğeler farklı biçimde dizilebilir.

 

 

(2) Devrik Cümle

 

  Yüklemi sonda bulunmayan cümlelere devrik cümle denir. Yüklemin sonda bulunma­masına bakarak devrik cümleyi "bozuk cümle", "yanlış cümle" sanmamalıyız. Devrik cümle an­latımı güçlendirir, söyleyişe özellik kazandırır.

 

   Bir mavi ışıkta uyumuş çiniler.

                            Y

  Çabuk alıştım Erenköy'deki hayata.

               Y

  Nereye gideceğiz bugün?

                    Y

  Türkçe’nin büyük bir şairidir Orhan Veli.

                     Y

  Bir başka şarkıya başladı dallar.

                                    Y

 

(3) Eksiltili (Kesik) Cümle

 

   Çoğu zaman yüklemi, kimi zaman da başka bir öğesi kullanılmayan anlatıma eksiltili cümle denir. Eksiltili cümle, söze duygusallık kazandı­rır, hayal gücümüzü çalıştırır. Böyle cümlelerde eksik kısmı okuyucu zihninden tamamlar. Aşağıdaki eksiltili cümle örneklerinde, pa­rantez içindeki ifadeler eksiltili kısımlardır:

 

Ya devlet başa (konar), ya kuzgun leşe (konar).

 

Mermer iyi taştan (olur), iyilik iki baştan (olur).

 

Bunu ne bilen vardı, ne de bir söyleyen (vardı).

 

Baharın hastalıkları saymakla tükenmez ki... (pek çoktur).

 

(4) Ayraç (Parantez) Cümlesi

 

   İçerisinde arasöz bulunan cümlelere ayraç cümlesi denir. Arasözler, böyle cümlelerde cümlenin anlamını güçlendirmek veya bir açık­lama yapmak amacıyla, cümlenin akışı kesilerek araya alınan sözlerdir. Arasözler iki virgül ya da iki kısa çizgi arasında gösterilir. Arasözler, deği­şik öğelerin açıklayıcısı olarak kullanılabilirler.

 

 Aşağıdaki örneklerde, arasözlerin altı çizil­miş ve hangi öğenin açıklayıcısı oldukları pa­rantez içinde belirtilmiştir.

 

 Bu adam, köşede oturan yaşlı ihtiyar, bütün servetini kumarda kaybetmiş. (Arasöz öznenin açıklayıcısı)

 

 Genç kadın onu, küçük Hasan'ı, göğsüne bas­tırdı. (Arasöz, nesnenin açıklayıcısı)

 

 

   Oraya, asıl yurtlarına, bir yıl sonra dönebildiler. (Arasöz , dolaylı tümle-cin açıklayıcısı)

 

    b. Yapısına Göre Cümleler

 

        (1) Basit Cümle

 

              Basit tümce bir tek çekimli eylemle kurulan yani yalnız bir yüklemi bulunan tümcedir. Yüklem ad ya da eylem olabilir.

 

              Basit ad tümcelerinde yüklem,  ad soylu bir sözcük/sözcük grubu  ile  ek eylemden oluşur.  Bu tümcelerin olumsuz şekli ‘değil’ ya da ‘yok’ ile yapılır. Sözlü anlatımda, tonlamayla da  tümceye olumsuz anlam katılabilir. Özellikle söyleyişte,  ek eylem düşebilir.

 

              Basit eylem tümcelerinde ise en az bir çekimli eylem ögesi bulunur. Yapısında sıfat eylem, zarf fiil, ad eylem vb. sözcük grupları bulunan tümceler, kimi araştırmacılar tarafından ‘yargı bildirmedikleri’ düşüncesiyle basit tümceler olarak kabul edilmektedir. 

 

             Aşağıda  kimi  basit tümce örnekleri sıralanmıştır:

 

·      Hiçbir zafer,  gaye değildir.

·      Kuvvet birdir ve o, milletindir.

·      Ne mutlu Türk’üm diyene!

·      Yurt toprağı, sana her şey feda olsun!

·      Türk dili, Türk milletinin kalbidir, zihnidir.

·      Bu millete hizmet eden,  onun efendisi olur.

·      Yeni bilim ve iktisat zaferlerine hazırlanalım.

·      Türkler bütün medenî milletlerin dostudurlar.

·      Milletin irade ve emeline uymayanların talihi hüsrandır.

·      Ordumuz, Türk birliğinin, Türk kudret ve kabiliyetinin, Türk vatanseverliğinin çelikleşmiş ifadesidir.

·      İcabında vatan için bir tek fert gibi yekpare azim ve karar ile çalışmasını bilen millet, elbette büyük istikbale müstehak ve namzet olan bir millettir.

 

 

        (2)  Birleşik  Cümle

 

               Birleşik tümce,  temel (asıl, esas) tümce ile temel tümceyi; şart, sebep, dilek, açıklama vb. anlamlarla tamamlayan yan tümce(ler)den oluşur. Birleşik tümcelerde, temel tümceler ana düşünceyi taşır ve esas yargıyı üzerinde bulundurur. Yan tümceler kuruluş bakımından tümce değerindedir ve bir yargı bildirir, ancak bu yargı, temel tümcenin yargısını tamamlayıcı, destekleyici niteliktedir. Türk dilinde şart tümcesinin dışında yardımcı tümce bulunmaz. Çeşitli dillerin yardımcı tümcelerle bildirdiklerini, Türkçe son derece zengin bir sıfat fiil, zarf fiil vb. yapılarla karşılar. Ancak burada önemli bir sorun da birleşik tümcenin farklı araştırmacılarca farklı biçimlerde algılanması ve değerlendirilmesidir. Tarihsel bakımdan Türkçenin ilk yazılı belgelerinden itibaren birleşik tümce olarak değerlendirilebilen kimi yapıların görüldüğünü ileri süren bilim adamları bulunmaktadır. Uygur döneminden itibaren Türkler arasında yayılmaya başlayan Budizm ve Mani inançları yoluyla özellikle dinî nitelik taşıyan çevirilerde, dinsel kaygılarla, metnin özgün biçimine bağlı kalma isteği, Türk dilinde kimi bağlaçlarla tümce oluşturulmasına neden olmuştur.

 

               Çağdaş Türkçede anlam bakımından dilek-şartlı ve sorulu yan tümceleryapı bakımından ki’li yan tümceler vardır.

 

              Türkçede yardımcı  öge asıl ögeden önce gelir. Aynı şekilde, birleşik tümcelerde de yan tümceler asıl tümceden önce gelir. Ancak Farsçadan ödünçleme olan ki’li birleşik tümcelerde temel tümce yan tümceden önce gelirKi’li birleşik tümceler bu özellikleri dolayısıyla sınırlı bir kullanım alanına sahiptir ve çoğu zaman tercüme havası taşır. 

 

              Tümce içinde (Bugün geleceğim dedin mi ki?)  örneğinde olduğu gibi, soru eki ile birlikte bulunan ve soru anlamını pekiştiren -ki’nin,  Farsça kökenli ki edatıyla köken ve anlam açısından bir ilişkisi yoktur

 

           (a)  Şartlı Birleşik Cümle

 

                 Şartlı birleşik tümce, yüklemi dilek-şart kipinde olan bir yardımcı tümce ile bir ana tümceden meydana gelen tümcedir (Topaloğlu 1989: 136):

 

Bir millet sanattan ve sanatkârdan mahrumsa,

yan   tümce

tam bir hayata malik   olamaz

                       temel   tümce

     

Artık demir almak günü gelmişse zamandan,

                           yan tümce

Meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan

                        temel tümce

 

           (b) Ki’li Birleşik Cümle

 

                Ki’li birleşik tümce, bir temel tümce ile, temel tümceye ki ile bağlanan bir yardımcı tümceden oluşur. Bu tümce türü, asıl ögenin başta bulunması nedeniyle, art zamanlı Türkçe söz dizimi kurallarına aykırıdır.

 

               Türk dili türlü ilişkiler sonucunda başka dillerden genellikle sözcük  düzeyinde ögeler almıştır. Ancak  sözcük ödünçlemesiyle kalınmadığı, az da olsa söz dizimsel yapıların da alındığı bilinmektedir. Aslında dilin en durağan, değişime kapalı boyutu söz dizimidir. Söz dizimsel yapıların bir dil ötekine geçişi sözcük alışverişine oranla çok daha yavaş bir seyir izler. Bazen ki’li birleşik tümcelerde olduğu gibi yüzlerce yıllık bir sürece karşın, bu tür yapılar kullanımda hâlâ yabancı olduğunu hissettirir.

 

                Ki,  iki eylemi, tümce veya bir ad ile eylemi, bir ad ile onun açıklaması olan tümceyii birbirine bağlar. Ki’den önceki ögeye temel tümce, sonrakine ise yan tümce adı verilir.

 

                 Tümce      +          ki         tümce

 

Hiçbir zaman hatırımızdan çıkmasın ki,

                           temel tümce

Cumhuriyet, sizden fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller ister.

                        yan tümce

 

              Yukarıdaki ki’li birleşik tümce, sıfat fiil  aracılığıyla  ‘yardımcı öge-temel öge’ sıralanışına uygun hâle getirildiğinde, asıl yargının, çıkmasın eylemine bağlı olduğu görülecektir: Cumhuriyetin sizden fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller istediği hiçbir zaman hatırımızdan çıkmasın.

 

Efendiler,              bilirsiniz ki,

tümce dışı öge              temel  tümce

hayat demek mücadele ve müsademe demektir.

yan tümce

 

               Bu tümce de ÖTY dizilişine uygun duruma şu şekilde getirilebilir: Efendiler, (siz) hayat demenin; mücadele, müsademe demek olduğunu bilirsiniz’

 

               Ki bir ad ile eylemi birleştirdiğinde yan tümce asıl tümcenin herhangi bir ögesini tamamlayıcı nitelik kazanır. Böylelikle ‘Yan tümce, asıl tümcenin arasına bir parantez tümcesi olarak girer.’  Bu tip birleşik tümcelerde ögelerin sıralanışı Türkçenin bilinen söz dizimine aykırıdır. Nitekim böyle tümceler çeviri havası taşır. Öte yandan bu tür tümceler anlatıma da pek bir soluk ve boyut getirmez.

 

                Ki’li birleşik tümcelerin Türkçe söz dizimine aykırı ögeler taşımasına karşın, kimi durumlarda Türk dilinin kendi iç yapısı çerçevesinde birtakım özgün kullanımlar oluşmuş ve dile iyice yerleşmiştir.

 

           (3) Sıralı  ve Bağlı Cümle

 

               Sıralı tümce, yapıca ve/veya anlamca birbirine bağlı; ancak yalnız kullanıldıklarında kendi içinde anlam bütünlüğü bulunan tümcelerden oluşan birleşik tümce türüdür.

 

              Ögelerinden en az biri veya yüklemlere gelen ekleri ortak olan sıralı tümcelere ‘bağımlı sıralı tümce’ adı verilir. Aralarında yalnızca anlam ilgisi bulunan sıralı tümcelere ise ‘bağımsız sıralı tümce’ denir. 

 

              Aslında bağlı ve sıralı tümceler arasında kesin bir ayrım yoktur. Bağlama edatlarıyla (bağlaç)  birbirine bağlanmış ve  aralarında anlamca ilişki bulunan sıralı tümcelere ‘bağlı tümce’  adı da verilir.

     

Kapıda duran nöbetçi bile benden korkmaz;

1 nci tümce

isterseniz kendisine sorunuz.

2 nci tümce

bağımsız sıralı tümce

 

Milletimiz,  ortak özne  

demokratik bir hükûmet tesis etmek sayesinde  düşman ordularını imha etti;

1 nci tümce

vatanı istilâdan kurtardı

2 nci tümce

bağımlı sıralı  tümce

Türk neferi;         ortak özne

 kaçmaz   

1 nci tümce  

kaçmak nedir bilmez

2 nci tümce

 bağımlı sıralı tümce

         

 

Benim nâçiz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır;   

1nci tümce

 fakat

bağlaç    

Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır

2 nci tümce

bağlı   tümce

 

İçinde bulunduğumuz medeniyet ailesinde lâyık olduğumuz mevkii bulacak

1 nci tümce

ve

bağlaç

onu muhafaza ve ilâ (yükseltme) edeceğiz.

2 nci tümce

bağlı   tümce

 

Kuvvet birdir 

1 nci tümce

ve

bağlaç             

o,  milletindir.

2 nci tümce

bağlı   tümce

 

Efendiler,

tümce  dışı öge

siz

ortak özne

hayatınızda mebus olabilirsiniz,

1 nci tümce

 

vekil olabilirsiniz,

2 nci tümce

hatta

bağlaç

 

Reisicumhur  olabilirsiniz;

3 ncü tümce

fakat

bağlaç

hiçbir zaman sanatkâr olamazsınız

4 ncü tümce

bağımlı sıralı tümce

 

 

                       

    c. Yüklemin Türüne Göre Cümleler

 

        Türkçe söz varlığı çok genel olarak adlar ve eylemler olmak üzere ikiye ayrılabilir. Söz diziminde,  eylem olan yüklemler eylem tümcelerini; eylem dışında kalan söz dizimsel ögeler ad tümcelerini oluşturur. Ancak eylem ve ad tümceleri arasındaki ayrımı her tam olarak belirlemek mümkün olamamaktadır. Örneğin, yüklemleri [-Dır] ile biten tümcelerin ad ya da eylem tümcesi olduğu konusunda farklı görüşler vardır.

 

          (1) Fiil Cümlesi

 

               Eylem tümcesi, yüklemi  çekimli eylem  olan tümcedir:

 

·         Bu neticeyi Türk gençliğine emanet ediyorum.

·         Millî varlığımıza düşman olanlarla dost olmayalım.

·         Millî kültürün her çığırda açılarak yükselmesini Türkiye Cumhuriyeti’nin temel direği olarak temin edeceğiz.

 

           (2) İsim Cümlesi

 

                İsim tümcesi, yüklemi ad veya ad soylu olan ve ek eylemle hükme bağlanan tümcelerdir. Ek eylem  [-i] geçmiş zaman, geniş zaman  ve şart kiplerinde çekime girer. Özellikle yazı dilinde geniş zaman 3 ncü kişide [-DIr] (bildirme eki) kullanılır. Bu ek,  tümceye ‘kuvvetli ihtimal’ veya ‘kesinlik’ anlamı katar. ‘var’ ve ‘yok’  sözcükleri ad tümceleri kurar. 

 

·       Bizim cihan nazarında en büyük kuvvet ve kudretimiz, yeni şekil ve mahiyetimizdir.

·       Her çeşit spor faaliyetlerini, Türk gençliğinin millî eğitiminin ana unsurlarından saymak lâzımdır.

·       Türk milletinin tabiat ve şiarına en mutabık idare, Cumhuriyet idaresidir.

 

    ç. Anlamına Göre Cümleler

 

          Eylem tümcelerinin olumsuzu [-mA] ekiyle, ad tümcelerinin olumsuzu ise değil  sözcüğüyle yapılır.  Olumlu eylem tümceleri,   yüklem adlaştırılarak yok  veya değil sözcükleriyle olumsuz eylem tümcesine dönüştürülebilir. Anlamına göre  olumlu ya olumsuz tümceler ‘istek, emir, soru, ünlem, şart’ vb. ifade edebilir. Bazı tümcelerde olumlu ve olumsuzluk arasındaki fark, konuşmacının üslûbuna, söylemek istediklerine bağlı olabilir.          

 

         Medeniyete girmek arzu edip de garba (batıya)  teveccüh etmemiş (yönelmemiş hangi millet vardır?

 

         Yukarıdaki örnek, soru tümcesidir. Ancak burada Atatürk’ün, ‘Medeniyete girmeyi arzu edip de, batıya yönelmemiş hiçbir ulus yoktur.’ demek istediği, tümcenin üslûbundan anlaşılabilmektedir. Bu durumda, yukarıdaki tümcenin  anlamca olumsuzluk taşıdığı söylenebilir.

 

 

 

 

           (1) Olumlu Cümle

 

               Olumlu tümce, esas olarak, yüklemi olumlu bir yargı bildiren yani yüklemin ifade ettiği işin yapıldığını gösteren tümcedir.

 

Tarih yazmak, tarih yapmak kadar mühimdir.

Kültür işlerimiz üzerine, ulusça, gönüllerimizin titrediğini hepiniz bilirsiniz.

 

                 Olumluluk ve olumsuzluk kavramları  anlamca ve/veya biçimce değerlendirilebilir:

 

      ‘Sizi  sevmediğimi  söyleyemem (~ Sizi sevdiğimi söyleyebilirim.)’, ‘Sizi  sevmiyor değilim’  (~ Sizi seviyorum.)  tümceleri biçimce olumsuz, ancak, anlamca olumludur.  İki olumsuz yapıdan  olumlu anlam çıkmıştır. Ancak,  biçimce ve anlamca olumlu örnekler de dahil olmak üzere bu tür tümceler arasında ‘nüans’lar vardır.

 

           (2) Olumsuz Cümle

 

                Olumsuz tümce, esas olarak, yüklemi olumsuz bir yargı bildiren yani yüklemin ifade ettiği işin yapılmadığını gösteren ve olumsuzluk eki ya da  değil, yok sözcüklerinden biri ile kurulan tümcedir. Olumsuzluk, eylem tümcelerinde eylem tabanına [-mA] ekinin getirilmesiyle, ad tümcelerinde değil  veya yok sözcükleriyle yapılır.

· Uygarlık kültürden başka bir şey değildir.

·  Ulusal varlığımıza düşman olanlarla dost olmayalım .

·  Türk’e olumlu ve iyi bir şey veriniz, bunu reddetme ihtimali yoktur.

 

      Olumsuz tümcelerle ilgili olarak başlıca şu durumlar söz konusu olabilir:

 

·        Birden çok olumsuz öge bulunan tümcelerde, anlam olumlu olabilir:

 

·        Yaptıklarını görmezlikten gelecek değilim.

 

  •  Yükleminde olumsuzluk eki, değil, yok sözcükleri bulunmayan veya  ne...ne  bağlacı  kullanılan olumlu tümceler soru eki, tonlama  vb. yollarla olumsuz anlam taşıyabilir:

 

·        Böyle olacağını söylemedim mi ?           (soru ile )

·        Yoksa bu sözümde yalan mı var?           (soru ile)

·        Seni ne kadar sevdiğimi bilirsin (!)           (tonlama ile)

·        Ne bağırıyorsun!                              (tonlama ile)           

 ·          Bazı ikilemeli ve çekimli eylemlerin yeterlik biçimiyle zorunlu ve koşullu olarak kullanılmasından olumsuzluk kavramı sağlanabilir (Hatiboğlu 1982: 167):

·        Haydi bakalım gidebilirsen git! (Gidemezsin.)

·        İşin içinden çıkabilirsen çık! (Çıkamazsın)

 ·      Bazı duraksanan durumlarda, önce olumlu-sorulu sonra da olumsuz-sorulu tümceler, sıralı tümce gibi kullanılır (Hatiboğlu 1982: 167):

 ·        Ankara’ya gideyim mi,  gitmeyeyim mi,  bilemiyorum.

·        Bu işe girsek mi, girmesek mi, karar veremiyoruz.

            Bazen de olumlu ve olumsuz tümceler sıralanabilir:

 ·  Çocuk, ister uyusun, ister uyumasın, biz gidelim.

·  Mektubu okusunlar veya okumasınlar, bizi ilgilendirmez.

       Farsça kökenli ne...............ne bağlacıyla ad ve eylem tümceleri olumsuzlaştırılabilir.

       Bu tür tümcelerde tümce olumsuz olmasına karşılık, yüklem olumludur. Ancak, bu bağlacın, sık sık  olumsuz yüklemle kullanıldığını  görmek mümkündür.

 ·  Onu ne gördüm, ne tanıdım   (Onu görmedim ve tanımadım.).

·  Ne o ne ben söylenenlere inanmıştık (İkimiz de söylenenlere inanmamıştık.).

·  Ne yanar kimse bana ateş-i dilden özge, ne açar kimse kapım bad-ı sabadan gayrı  (Bana gönül ateşinden başka kimse yanmaz; kapımı sabah rüzgârından başkası açmaz.).

       ne..........ne  bağlacının kullanıldığı tümcelerde, yükleme şu durumlarda olumsuzluk eki [-mA] de gelebilmektedir:

 ·  Eylem bu bağlaçla bağlanan özne veya tümcelerden önce gelmesi,

·  Tümcenin eyleminin şartlı olması,

·  Eylemden önce olumsuz anlam veren bir ünlem veya zarf bulunması,

       diği, -eli beri, -inceye kadar, -ince, -dikçe, -dikten sonra veya -den önce zarf fiil ekleriyle kullanılması.

              Türkçede hiçbir şey sözcükleri olumsuz anlamlı tümcelerde kullanılabilir:

 ·  ‘(Ben)   Bugün hiçbir şey yapmayacağım.’ tümcesi  ile [(ben)  Bugün her şey(i) yapmayacağım] tümcesi arasında ince bir fark vardır (Kornfilt 1997: 125).

         (3)  Soru Cümlesi

             Soru tümcesi, herhangi bir ögesinde, olumlu ya da olumsuz, soru ifadesi bulunan tümce türüdür. Soru tümceleri, kim, ne, hangi, niye, neden, nasıl, -mI vb. soru sıfatları, soru zamirleri, soru edatları ya da soru ekiyle kurulabilir; tümcelere tonlamayla da soru anlamı kazandırılabilir. Soru olumlu ya da olumsuz olabilir.

             Kimi tümceler soru biçiminde görünmelerine karşılık, sorudan başka mesajlar verebilirler:

 ·  Sen ne hakla bu işe karışıyorsun ? (kızgınlık)

·  Niçin sizinle ilgisi  olmayan meselelerle uğraşıyorsunuz ? (uyarı, kızgınlık)

·  Şu boğaz harbi nedir ? Var mı ki dünyada eşi ? (hayranlık)

·  Birden karşıma çıkmaz mı? (şaşkınlık)

· Mümkün müdür ki kadına değer vermeyen toplumlar yükselsin? (Mümkün değildir.)

                  Soru tümceleri istenen cevap ile yakından ilgilidir. Bir bölüm soruda evet veya hayır  cevaplarından herhangi biri beklenir:

 ·  Yazın yurt dışına çıkacak mısın? (evet/hayır)

·  Ailene haber vermedin mi? (evet/hayır)

              Bir bölüm soruda evet cevabı beklenir :

      ·  Ödevini tamamladın, değil mi ? Evet, (Tamamladım.)

·  Artık öğrencilik hayatın bitiyor, değil mi ? Evet, (Bitiyor.)

      Bazen olumsuz cevabın doğrulanması da istenebilir. Bu durumda,

 ·  Ödevini tamamladın, değil mi ?Hayır, (Tamamlamadım.)

· Artık öğrencilik hayatın bitiyor, değil mi ? Hayır, (Bitmiyor.)  cevapları da verilebilir.

             Beklenen cevap şu tipte de olabilir:

 ·  Doğru, tamamlamadım.

·  Doğru, bitmiyor.

             Bazı sorularda da    hayır cevabının verilmesi beklenir. Ancak bu cevabı almaya yönelik bir özel yapı yoktur.

             Bazı sorular ‘alternatif’ özelliktedir. Bu tip sorularda evet  veya hayır cevabı beklenmez:

 ·  Ali sınava girdi  mi, girmedi  mi?

·  Ali ikinci sınıfta mı, üçüncü sınıfta mı?

·  Ali tiyatroya mı gidecek, sinemaya mı?

 

            Sorulu tümcelerde, birden çok sorulu özne ya da tümleç varsa, çekimli eylemin bu sorulu ögeler arasında kullanılması yeğlenir (Hatiboğlu 1982: 170):

 

·  Ali mi Ahmet mi geldi?  yerine, Ali mi geldi, Ahmet mi geldi?

 

            Sıralı tümcelerde ‘mi’ soru eki isim soylu sözcüklerden sonra gelerek olumsuz eylemle birlikte kullanılırsa tümcelere şiddet  kavramı katar ve tümceler olumlu anlam verir (Hatiboğlu 1982: 170):

 

·    Şangır şungur camlar mı kırılmıyor, tangur tungur eşyalar mı atılmıyor, paldır küldür insanlar mı birbirine girmiyor (Camlar kırılıyor, eşyalar atılıyor, insanlar birbirine giriyor.).

 

            Sorulu tümcelerin olumsuz yüklemi, bazen de olumlu anlam verir (Hatiboğlu 1982: 171):

 

·  Sanki giyecek elbisen mi yok? (Var.)

·  Oysa ben onu görmek için buralara kadar gelmemiş miydim? (Gelmiştim.)

 

            mI soru eki (!), çekimli eylemin olumlu ve olumsuzu ile birlikte kullanılınca tümceye ‘kesinlik’ kavramı katar ve tümce olumlu anlam verir (Hatiboğlu 1982: 171):

·O, toplantıya geldi mi gelmedi mi, siz ona bakın, oyunu mutlaka kullanması gerekir.

 

           [-mI] soru eki, soru kavramıyla birlikte ‘incelik ve saygı ‘ anlamı katmak üzere de kullanılır:

 

·  Biraz su verir misiniz?, Biraz buraya gelir misiniz?

 

            Bu tür yapılara ‘acaba’ zarfının eklenmesiyle incelik ve saygı derecesi yükseltilebilir:

 

·  Biraz su verir misiniz, acaba?  Biraz buraya gelir misiniz, acaba?

 

          (4) Emir Cümlesi

 

                Emir tümcesi, yapılması istenen ya da istenmeyen eylemleri ifade eden ve genellikle yüklemi  emir kipiyle  oluşturulan tümce türüdür. Emir tümceleri; emir, komut, dilek,  tavsiye, öğüt, güven’ ifade edebilir.

 

Buraya gel!

emir

Lütfen dışarı çıkınız!

emir

Korkma! Sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak.

güven

Sağlıklı yaşam için  hayvansal gıdaları azaltın.

tavsiye

 

 ‘Saat 09.00. Sınav başlamıştır.’ türündeki yani  emir kipi dışındaki yapılarla oluşturulan ve dolaylı olarak emir anlamı taşıyan tümcelere komut tümceleri adı verilebilir.

 

 

ETKİLİ CÜMLE KURMA TEKNİKLERİ

 

Biz, düşüncelerimizi en güzel şekilde cümlelerle dile getiririz. Kurduğumuz cümlelerin kusursuz olması, başarılı bir anlatımın gerçekleşmesini sağlar. Özellikle yazılı anlatımda cümleler, dilbilgisi kurallarına uygun kurulmalı, anlam açık olmalıdır.

 

Kurduğumuz cümleler birden çok anlama geliyorsa, bu cümleleri okuyan kişi, ne demek istediğimizi anlayamaz. Bizde karşımızdakine düşüncemizi iletememiş oluruz. Ayrıca, cümlede gereksiz bir kelimenin kullanılması ile cümlenin anlamına uygun kelimelerin seçilmeyişi  anlatım bozukluğuna sebep olur.

 

     Anlatım bozukluklarının türlerini şöylece gruplandırabiliriz:

 

1. CÜMLEDE GEREKSİZ KELİME KULLANILMASI

 

    Bir kelimeyi cümleden çıkardığımızda, cümlenin anlamında değişme olmuyorsa o kelime gereksiz kullanılmıştır, cümleden çıkartılmalıdır. Gereksiz kelimelerin çıkartıldığı cümleler anlatım yönünden bozuk sayılır. Aşağıdaki cümlelerde altı çizili kelimeler gereksiz kullanılmıştır. Aşağıdaki cümleleri inceleyiniz:

 

-Oturduğu yerden ayağa kalktı, yanıma geldi.

 

-O fabrikada benim iyi tanıdığım bir adam var.

 

-Parktaki yeşil çimenlere basınca bekçiyi kızdırdık.

 

-Kardeşim yanıma geldi, kulağıma yavaşça bir şeyler fısıldadı.

 

-Arkadaşım gizli sırlarımızı ona da söylemiş.

 

-Bugünden sonra sağlığınıza, sıhhatinize dikkat etmelisiniz.

 

2. EKLERİN YANLIŞ KULLANIMI

 

    a. “Birkaç”, “birçok” gibi kelimeler çoğul anlam taşır. Bu kelimelerle belirtilen isimlerin sonuna “-ler” eki getirilirse, anlatım bozukluğu meydana gelir.

 

-Birkaç arkadaşlar bize geldi. (Yanlış)

Birkaç arkadaş bize geldi. (Doğru)

 

-Köyde birçok hayvanlar ölmüş. (Yanlış)

Köyde birçok hayvan ölmüş. (Doğru)

 

 

    b. Cümle içerisindeki kelimelere getirilen eklerin doğru kullanılması gerekir. Bir ekin fazladan kullanımı ya da gerekli olduğu halde kullanılmayışı anlatım bozukluğuna yol açar.

 

-Abant Gölü’nün güzelliği hiç unutamıyorum. (Yanlış)

Abant Gölü’nün güzelliğini hiç unutamıyorum. (Doğru)

 

-Hayvanlara karşı herkes acıma duygusu olmalıdır, diyor. (Yanlış)

Hayvanlara karşı herkeste acıma duygusu olmalıdır, diyor. (Doğru)

 

3. ÖZNE-YÜKLEM UYGUNLUĞUNUN SAĞLANAMAYIŞI

 

 Özne-yüklem uygunluğunun olmadığı cümleler anlatım bakımından bozuk sayılır.

 

    a. Organ adları çoğul özne olunca yüklem tekil olmalıdır:

 

Ellerim çok üşüdüler. (Yanlış)

 

Ellerim çok üşüdü. (Doğru)

 

    b. Zaman adları çoğul özne olunca yüklem tekil olmalıdır?

 

Günler iyice uzuyorlar. (Yanlış)

 

Günler iyice uzuyor. (Doğru)

 

    c. Soyut kavramlar çoğul özne olunca yüklem tekil olmalıdır:

 

Güzellikler giderek kayboluyorlar. (Yanlış)

 

Güzellikler giderek kayboluyor. (Doğru)

 

     ç. Topluluk adları “-ler” ekiyle çoğullanmadan özne olunca, yüklem tekil olmalıdır:

 

 Ordu düşmanın üzerine hücum ettiler. (Yanlış)

 

 Ordu düşmanın üzerine hücum etti. (Doğru)

 

     d. Söze saygı anlamı katmak için özne tekil de olsa yüklem çoğul olabilir:

 

 Sami Bey daha gelmediler.

 

     e. Söze böbürlenme anlamı katmak için özne tekilde olsa yüklem çoğul olabilir:

 

 Biz bu işlerin böyle olacağını biliyorduk.

 

 

 

   f. Özne ikinci ve üçüncü kişiden oluşuyorsa yüklem ikinci çoğul olur:

 

      Ömer’le sen bugün sinemaya gitmeyeceksiniz. (Doğru)

 (III.Kişi)   (I.Kişi)                                  (II.Çoğul)

 

 Ömer’le sen bugün sinemaya gitmeyeceksin. (Yanlış)

 

   g. Özne üçüncü ve birinci kişilerden oluşuyorsa yüklem birinci çoğul olur:

 

   İbrahim’le    ben   yarın köye gidiyoruz. (Doğru)

   (III.Kişi)    (I.Kişi)                 (I.Çoğul)

 

   İbrahim’le ben yarın köye gidiyorum. (Yanlış)

 

4. FİKİR YANLIŞLIKLARI

 

    Cümlede bildirilen olaylar, düşüceler mantıksal bakımdan tutarlı ve doğru olmalıdır. Aksi halde anlatım bozukluğu meydana gelir.

 

   a. Bütün çalışkan insanlar mühendis oluyor.

 

     Bu, cümlede, fikir (düşünce) yönünden bir yanlışlık vardır. Çünkü çalışkan insanlar mühendislik dışında da meslekler seçiyorlar.

 

   b. Yazar, gelecekle ilgili anılarını yazacakmış

 

      Anı (hatıra) geçmişte olmuş, bitmiş olaylarla ilgilidir. “Gelecekle ilgili anı” olamaz. Bu cümle de mantıksal yönden tutarsızdır.

5. YANLIŞ ANLAMDA KULLANILAN KELİMELER

    Dilimizdeki birçok sözcüğün birden çok an­lamı vardır. Sözcükleri, anlam özelliklerini dik­kate almadan kullanmak, anlatım bozukluğuna yol açar. Bu yanlışa düşmemek için, özellikle yazılı anlatımda, sözcüklerin anlamını iyice tart­mak, belirtilmek istenen düşünceyi eksiksiz kar­şılayacak sözcüğü özenle seçmek gerekir.

 

   a. Sahadan yenilgiyle ayrılmamızı, İngiliz hakemi­nin tutumuna borçluyuz.

 

      "Borçlu olmak", kendisini iyi bir duruma kavuşturana karşı, yükümlülük duygusu altında bulunmaktır. Örneğimizde iyi bir duruma kavu­şulmuş olmadığı görülmektedir. Bu nedenle cümlenin şöyle kurulması gerekirdi: "Sahadan yenilgiyle ayrılmamızı, İngiliz hakemin tutumu­na bağlayabiliriz."

     

  b."Kaldırımlarda boyacılar vardı. Hepsinin eti yü­zü, üstü başı boyalara bezenmişti."

 

     "Bezenmek", süslenmek demektir. Bu ör­nekte süslenmek söz konusu olmadığına göre, cümleyi kuran,  " …boyalara bulanmıştı"  deme­liydi.

 

  c."Bu küçük ülke, tüm dünya petrol rezervlerinin yüzde 15'ini barındırıyor."

 

   "Barındırmak", tehlikeden korumak için güçsüz bîr canlıya güvenli yer sağlamak demek­tir. Petrolü barındırmak söz konusu olmaz. Onun için yukarıdaki cümlede "barındırmak" sözcüğü yanlış anlamda kullanılmıştır, Anlatıl­mak istenen kavram için şöyle bir cümle kurula­bilirdi:

 

   "Dünya petrol rezervlerinin yüzde 15'i bu küçük ülkede bulunuyor."

 

 ç. “Alkollü genç, üzerinde taşıdığı bıçağı çekerek, karısını vücudunun çeşitli

yerlerine batırmak  suretiyle öldürmüştü."

 

     Bu cümlede de "batırmak" sözcüğü anlam inceliği gözetilmeden kullanıldığı için anlatım bozuktur. "Batırmak" ve "saplamak" kavramları farklıdır, iğne batırılır, bıçak ise "saplanır". Yuka­rıdaki örnekte "batırmak" yerine “saplamak” sözcüğü kullanılmalıydı.

 

6. ANLAMCA ÇELİŞEN SÖZLER

 

    Cümle içinde anlamca çelişen sözlere yer vermek, bir anlatım kusurudur. Bu durum cüm­lenin anlaşılmasını zorlaştırır ve anlatım bozuk­luğuna yol açar. Öyleyse doğru kurulmuş bir cümlede çelişen sözler, sözcükler yer almamalı­dır.

 

    a. Bu istek, hiç şüphesiz bakanımıza da iletilmiş olmalı.

 

    "Hiç şüphesiz" kesinlik belirtecidir; eylemi "iletilmiştir” olacaktı ki kesinlik kavramı tamam­lansın. Oysa eylem "iletilmiş olmalı" sözüyle olasılık gösteriyor. Bu da "hiç şüphesiz"le uyuş­muyor. Belirtilecek düşünce olasılık idiyse "hiç şüphesiz" kullanılmamalı, sadece "iletilmiş ol­malı" denilmeliydi.

 

     b. Kooperatifin genel kurulunda tabii ki tüm so­runların ele alınacağını sanıyorum.

 

    Tüm soruların ele alınmasını "tabii" diye nitelemek, bunun kuşkusuz, kesin olduğunu be­lirtmektir. Ama cümle sonundaki "sanıyorum" olma ya da olmama olasılığı bulunduğu anla­mını taşıyor. Böylece anlatımda bir çelişki orta­ya çıkıyor. Cümle, aşağıdaki biçimlerde düzelti­lebilir:

 

    -Kooperatifin genel kurulunda tabii ki tüm sorunlar ele alınacaktır.

      

     -Kooperatifin genel kurulunda tüm sorun­ların ele alınacağını sanıyorum.

erin Yanlış Kullanılması

7. DEYİMLERİN YANLIŞ KULLANILMASI   

 

    Deyimler, bir dilin en önemli söz varlığını oluşturur. Deyimlere ne bir sözcük eklenebilir, ne de deyimlerden bir sözcük çıkarılabilir. De­yimler, kalıplaşmış sözlerdir. Deyimi oluşturan sözcüklerden herhangi birisi, eşanlamlı da olsa, başka bir sözcükle değiştirilemez. Aksi durumda deyimin özgünlüğü bozulmuş olur.

 

    Deyimlerin, kullanıldıkları cümlede anlama uygun düşmesine, başka bir sözle çelişmemesi­ne özen göstermelidir.

 

    a. Çocuk, çevresinde konuşanlara kulak asarak kelimelerin telaffuzunu

öğrenir.

 

   Türkçe de "kulak asmak" diye bir deyim vardır, ancak anlam olarak aynı değildir. Burada, "kulak vermek" deyimi kullanıla­cakken, o anlamı taşıdığı sanılan bir söz kulla­nılmıştır. "Kulak vermek" deyimi kullanılırsa, cümle düzelir.

 

    b. Şimdi yan oturup doğru konuşalım. Bu ülkenin hali ne olacak?

 

    Bu anlatımda "Eğri oturup doğru konuşa­lım" denilecek yerde "Yan oturup doğru konuşa­lım" denilmiştir. Deyimin özgün biçimindeki "eğri" yerine "yan" sözcüğünün kullanımı anlatı­mı bozmuştur.

 

     c. Ömrümde böyle aptal, böyle cin fikirli bir adam görmedim.

 

   Bu cümlede geçen "cin fikirli" deyimi bi­çimsel olarak doğrudur, ancak anlamına uygun yerde kullanılmamıştır. "Cin fikirli" deyimi "zeki, çok kurnaz" olmayı anlatır. "Aptal" olduğu belir­tilen bir kişinin bu deyimle nitelenmesi bir çeliş­ki doğuruyor. Cümlede anlatım bozuktur.

 

8. MANTIK İLKELERİNE AYKIRILIK

     

      Aslında her anlatım bozukluğunda mantık ilkelerine aykırı bir durum söz konusudur. Aşağıdaki gramerce doğru cümlelerin dikkatle değerlendirilmesi durumunda kullanılan sözcüklerin anlamlarının tam olarak  bilinmediği, bunun da çelişki, ikilem vb. anlatım bozukluklarına yol açtığı görülecektir.

 

*...yı .öldüren  katil zanlısı yakalandı.

 

·         ‘Katil zanlısı’ ifadesi ile  ‘öldüren‘ ifadesi arasında çelişki vardır.

 

*Maksimum taşıma kapasitesi

 

·         Taşıma kapasitesi ifadesinin içinde zaten ‘maksimum’ anlamı vardır.

 

*Gerçek   katil zanlısı ortaya çıktı.

·         Zanlı ‘sanık’ anlamı taşıdığına göre, gerçek sözcüğü mantıkça uygun değildir.

 

*Maşrapasına su doldurmak için çeşmeye yöneldi.

 

·          Çeşmeden maşrapaya başka bir şey doldurmak mümkün olmadığına göre, su sözcüğüne gerek yoktur.

 

*Son çıkan olaylarda yaklaşık  125 kişi göz altına alındı.

 

·         Yaklaşık 125 kişi olmaz.

 

*1453’ten bu yana patriklik yapan ve hâlen hayatta olmayan ruhan
îler için  dinî tören düzenlendi.

·         Hâlen sözcüğü ‘şimdi, şu anda, bugün’ anlamlarında kullanılmaktadır. 1453’ten bu yana patriklik yapan din adamlarının, mevcut patrik dışında, zaten ölmüş olmaları nedeniyle üstü çizili sözcüklerin kullanılmasının mantığı yoktur.

9. YAKIN VEYA UZAK ANLAMLI SÖZCÜKLERİ BİRBİRİNİN YERİNE KULLANMA

 

    Sözcüklerin anlamlarına, anlam inceliklerine dikkat edilerek kullanılması gerekir. Örneğin ‘sayesinde, sebebiyle, yüzünden’ sözcükleri temelde aynı anlamda görünmesine karşılık, ilk sözcüğün olumlu, ikinci sözcüğün nötr ve üçüncü sözcüğün olumsuz durum ve koşulları belirtmede kullanılır.

 

Düşüncelerini komutana söyledi  arz etti.

 

*Beyaz Lâle diye adlı bir hikâye okudum.

*Savcı, sanığın suçlu olduğunu  savundu ileri sürdü (iddia etti).

 

*Bu büyük apartmanlar, birbirine çok yaklaşık yakın  yapılmış.

 

*Yoksulluğun etken  etkin olduğu ülkelerde suç oranı yüksektir.

 

*Önümüzdeki haftanın önemli programlarından bazılarını hatırlattık tanıttık.

 

*Son derece disiplinli ve sistemli çalışması, sınıfı doğrudan geçmesine yol açtı geçmesini sağladı.

 

*Kendisi, arkadaşları arasında «İyilik yapmak  için yaratılmış bir adam»  diye  çağrılır anılır.

 

*Gerekli tedbirler alınmadığı takdirde, hastalığa yakalanma şansı çok yüksektir.

 

 

10. SIKÇA BİRBİRİYLE KARIŞTIRILAN SÖZCÜKLER

 

      Aşağıda sesçe ve/veya anlamca birbirine benzeyen ve bu nedenle sık sık karıştırılan kimi örnekler sıralanmıştır.

 

ile

Bağlaç

ilâ  (Ar.)

..dan.....e kadar

 

bilâkis

Aksine

bilhassa

Özellikle

 

hazine

Değerli eşya yığını; değerli eşyaların saklandığı yer

hazne

Depo

 

kampanya

Belirli bir süredeki etkinlik dönemi

kumpanya

Daha çok, yabancı sınaî,  ticarî  ortaklık, tiyatro topluluğu

 

büküm

Bir şeyin bükülmüş yeri, kat, kıvrım

bükün

Gramer görevleri ve yapısı bakımından, kelime köklerinin başında, içinde veya sonunda türlü değişikliklerin olması

 

 

sanat

Üstün yaratıcılık

zanaat

Tecrübe ve ustalık gerektiren iş

 

veya

Olacağı sanılan, seçime bırakılan şeyler ikiden çok olursa kullanılır.

ya da

Ayrı olmakla birlikte aynı değerde tutulan iki şeyi anlatan sözlerden ikincisinin önüne getirilir.

 

kara

Siyah

kara (< Ar.)

Toprak

 

dalâlet

Sapkınlık

delâlet

Kılavuzluk; belirti

 

kâtil

İnsanları öldüren kimse

katil

Öldürme

 

ayrım

Benzer şeyleri birbirinden ayıran özellik, fark

ayırım

Eşit davranışta bulunmama

 

mütahassıs

Uzman

mütehassis

Duygulanmış

 

adil

Adalet

âdil

Adaletli

 

nüfuz

Söz geçirme, erk

nüfus

Toplam insan sayısı

 

müsaade

1.İzin, icazet, ruhsat 2. Elverişli, uygun olma durumu

izin

1. Müsaade, ruhsat 2. İş yerince verilen tatil

 

 

süre

Bir olayın başı ile sonu arasında geçen zaman parçası

süreç

Olay veya hareketler dizisi

     

 

lâf

Lâkırdı; sonuçsuz, yararı olmayan konuşma; konu

söz

Sözcük, sözcük  dizisi

 

şok

Şok

şoke

‘Şoke etmek’ veya ‘şoke olmak’ anlamında kullanılır.

 

mütevazı

Alçakgönüllü

mütevazi

Paralel

 

adet

Sayı

âdet

Gelenek

 

mahkeme

Yargılama yapılan yer

muhakeme

Yargılama

 

 

etken

Faktör, amil

etkin

İşleyen, aktif, müessir

 

ayrıcalık

İmtiyaz

ayrılık

Ayrı olma durumu

 

azımsamak

Daha fazlasını istemek, az görmek

küçümsemek

Değer vermemek, küçük görmek

 

yayın

Yayımlanan kitap, dergi, gazete vb.

yayım

Kitap, dergi, gazete vb.nı basıp dağıtma

 

çelişki

Çelişme, tenakuz

ikilem

İnsanı istenmeyen durumlardan birini, çoğunlukla iki seçenekten birini izlemeye zorlayan tartışma, sorun veya usa vurma durumu

 

olanaklı

Olma ihtimali bulunan, mümkün, kâbil

olası

Görünüşe göre olacağı sanılan, muhtemel

 

suç

Yasalara, törelere, ahlâk kurallarına aykırı davranış

kabahat

Uygunsuz hareket, çirkin yakışıksız davranış

 

savunmak

Bir kimseye, hareket veya düşünceyi doğru, haklı göstermeye çalışmak, onun yanında olmak

iddia etmek

Sözünde direnmek, bir iddia ileri sürmek

 

özgür

Kendi kendine hareket etme, davranma, karar verme gücü olan

bağımsız

Davranışlarını, tutumunu, girişimlerini herhangi bir gücün etkisinde kalmadan düzenleyebilen, hür

 

tüm

Bir şeyin olancası, topu, tamamı

bütün

Eksiksiz, tam, parçalanmamış

 

yaşam

Hayat

yaşantı

Hayat tecrübesi

 

tasarı

Bir kimsenin yapmayı düşündüğü şey

tasarım

Tasarımlamak işi veya tasarımlanan biçim, tasavvur

 

yetke

Yaptırma veya yasak etme hakkı veya gücü

yetki

Bir görevi, bir işi yasaların verdiği imkânlara göre, belli şartlarda yürütmeyi sağlayan hak, salâhiyet

 

lâik (Fr.)

Devlet ve din işlerini ayrı tutan

lâyık  (Ar.)

Bir şeyi elde etmeye hak kazanmış olan

 

karşı

Karşılık olarak, mukabil

karşıt

Nitelik ve durumları birbirine büsbütün aykırı olan, zıt

karşılık

Bir davranışın karşı tarafta uyandırdığı, gerektirdiği başka davranış, mukabele

karşın

Gerekenin veya mantığın tersine olarak, rağmen

 

öneri

Bir sorunu çözmek üzere öne sürülen görüş, düşünce, teklif

önerme

Kabul edilmesi için öne sürülen düşünce, teklif

önerti (mantık)

Şartlı bir önermenin şartı anlatan ön bölümü

 

öğrenim

Gerekli bilgi, beceri ve alışkanlıkların elde edilmesi amacıyla yapılan çalışma, tahsil

öğretim

Belli bir amaca göre gereken bilgileri verme işi, talim

 

görev

İş görme yetisi, vazife, bir nesne veya kimsenin yaptığı iş

ödev

Yapılması, yerine getirilmesi gerekli olan iş

 

bileşik

Birleşerek oluşmuş, basit olmayan, mürekkep

birleşik

Bir araya gelmiş, birleşmiş olan

 

kurum

Müessese, tesis

kuruluş

Topluma hizmet amacı ve göreviyle kurulan her şey

 

çağdaş

Aynı çağda yaşayan, muasır

modern  (Fr.)

Çağa uygun, çağcıl, asrî

 

teamül

İş, davranış, alışı

temayül

Meyletme, eğilim

 

maiyet

Üst görevlinin yanında bulunan kimseler

mahiyet

Nitelik, vasıf, öz, asıl, iç yüz

 

nicelik

Bir şeyin azalıp çoğalabilen durumu, miktar

nitelik

Bir şeyi diğerinden ayıran özellik, vasıf

 

yönetmelik

Bir kuruluşun çalışma kurallarını belirleyen  kuralların tümü

yönetmenlik

Yönetmen olma durumu

 

direk

Ağaçtan veya demirden uzun ve kalın destek

direkt  (İng.)

Doğrudan

 

sanık

Suçlu olduğu sanılan kimse, maznun

suçlu

Suç işlemiş kimse

 

karşı

Karşılık olarak, mukabil

karşın

Gerekenin veya mantığın tersine olarak, rağmen

 

birbuçuk

1.5

bir buçuk

1/2, 0.5

 

 

bir takım

Birbirini tamamlayan şeylerin tümü

birtakım

Belirsiz çokluk, kimi, bazı

 

otel

Geceleme imkânı yanında, yemek ve eğlence imkânı sunan işletme

motel

Motorlu taşıtlarla seyahat edenlerin barınmaları için yapılmış otel

 

fiyat

Bir alım ve satımda bir şeyin para karşılığındaki ederi, pahası

ücret

İş gücünün karşılığı olan para ve mal

 

ehil

Bir işte yetkili olan, yeterli, erbap

ehlî

Evcil

 

klinik

Hasta bakılan yer

poliklinik

Çeşitli hastalıkların bakıldığı klinik

 

mahzur

Sakınca

mahsur

Sarılmış, kuşatılmış

 

hafriyat

Kazı, kazma işleri

*harfiyat

Türkçede böyle bir sözcük yoktur.

 

 

11. YAZIM KURALLARI VE  NOKTALAMA İŞARETLERI  İLE  İLGİLİ YANLIŞLAR

 

      a. Yazım Kuralları ile İlgili Yanlışlar

 

·         Ayrı ya da Bitişik Yazılış

 

* Bir takım birtakım insanlar iki şiir yazmakla şair olunur sanıyorlar.

 

·         de

 

*Pekte  güzelmiş!  Pek de güzelmiş!

 

*Sende Sen de mi Brutus?

 

* Mehmet’te  Mehmet de  tatildeymiş.

 

*Sıkıntılı günlerim de günlerimde arkadaşlarıma giderim.

 

·         ki

 

*Görülüyorki Görülüyor ki o, yazılarında yeni düşünceler sunan bir kişi değildir.

 

*Türk dili, dillerin en zenginlerindendir; yeterki, yeter ki bu dil, şuurla işlensin.

 

 

·         mi

 

*Sen de aynı  düşüncedemisin düşüncede misin ?

 

*Siz de aynı şeyi  düşün  müyormusunuz düşünmüyor musunuz?

 

·         Ünsüz Uyumu

 

*Cumhuriyet 29 EKİM 1923’ de  1923’te kuruldu.

 

*Beğenmediğini açıkca  açıkça  ifade etti.

 

* Sabahdan Sabahtan akşama değin hiç durmaksızın çalıştı..

 

·         Büyük Harfler

 

*Camlardan içeriye Güneş güneş girdi.

 

*’Çizgi Ötesi’ Dergisinin dergisinin en son sayısı ne zaman yayımlandı?

 

Sizler  - Yarının yarının öğretmenlerini kastediyorum - geleceğimizsiniz.

 

Suç Ve  ve Ceza,  Ferhat İle ile Şirin, Ya Devlet Başa Ya ya  Kuzgun Leşe

 

·         Yabancı Kökenli Sözcüklerin Yazılışı

 

      Yabancı kökenli sözcüklerin yazılışı konusunda kesin ve yerleşmiş kurallar bulunmamaktadır. Yabancı kökenli sözcüklerin yazımında şu seçenekler söz konusudur: Özgün yazımı ve okunuşu almak, yazımı ve okunuşu yerlileştirmek. Türk yazımının genel ve temel ilkesi yabancı kökenli sözcükleri söyleyiş ve yazım bakımından yerlileştirmektir. Ancak son dönemlerde bu ilkenin göz ardı edildiği ve özellikle İngilizceden geçen sözcüklerin kendi yazımları ile Türkçeye yerleşmeye başladığı gözlenmektedir. Sözcüklerin özgün yazımları yerine *baypas, *haytek, *tivi gayd, *nou hau vb. yazılışların tercih edilmesi durumunda, ‘anlaşılamama’ sakıncası ortaya çıkmaktadır. Bu da, yeni durumun kalıcı olabileceğine işaret etmektedir. Hâlbuki, doğu ve batı dillerinden Türkçeye giren tüm sözcüklerin yazımında, Türkçenin özelliklerinin ön planda tutulması gerekmektedir.  

 

      b. Noktalama İşaretleri İle İlgili Yanlışlar

 

·         Nokta Yanlışları

 

16.Kasım.1961 16 Kasım 1961 (16 KASIM 1961)

 

G.B.(güneybatı) GB, Kg (kilogram) kg, lt. 1(litre)

 

 

K. Maraş  , G. Antep Kahraman Maraş, Gazi Antep

 

·         Virgül Yanlışları

 

*Küçük çam ağacının arkasına saklanmıştı.

*Küçük, çam ağacının arkasına saklanmıştı.

*Selim çevrede saygılı sessiz bir genç olarak tanınırdı.

Selim çevrede saygılı,  sessiz bir genç olarak tanınırdı.

 

*Genç saçlarına ak düşmemiş, şiirimize taptaze bir hava getiren isimlerdi bunlar.

Genç,  saçlarına ak düşmemiş, şiirimize taptaze bir hava getiren isimlerdi bunlar.

 

·         Kesme İşareti

 

* Ankara’lı  Ankaralı

 

* Daire Başkanlığı’na Daire Başkanlığına

 

*Atatürk’çü Atatürkçü Düşünce Sistemi

 

 

 

YAZILARIN HAZIRLANMASI VE İFADE USULLERİ

 

İFADE USULÜ

 

       a. Bütün yazılar açık bir ifade ile yazılmalı ve herkes yazılanı kolayca anlayabilmelidir. İfade sade ve kesin olmalı, birkaç anlama gelen sözcük ve ifadelerden kaçınılmalıdır. Türkçe’si bulunan sözcükler yerine yabancı sözcük ve terimler kullanılmamalıdır.

 

       b. Yazılarda; karmaşık ve süslü ifadelere, ahenksiz cümlelere, övgü ifadelerine yer verilmemeli; cümleler birbirlerini anlam ve kavram açısından mantıklı bir sıra içerisinde izlemelidir.

 

       c . Gereksiz açıklama, anlamsız terimler, askeri edebiyata uymayan terimler kullanılmamalı,yazıları kısaltmak için  kabul edilmiş olan kısaltmalardan yararlanılmalıdır.

 

YAZI YAZMA   KURALLARI

 

       a. Bütün yazılar okunaklı yazılmalıdır. Fazla kopya çıkarılacak yazılarda, kopyaların silik olmamalarına dikkat edilmelidir. Bu amaçla teksir ve fotokopi makinesi tercih edilebilir. Kopya sayısı fazla değilse, yazı makinesinde birkaç kez yazılarak çoğaltılmalı veya bilgisayardan alınmalıdır.

 

       b. Bütün yazılar, az aydınlıkta okunabilecek kadar okunaklı yazılmalıdır. Satır araları birbirine eşit olmalı ve çok sık veya açık yazılmamalıdır. Müsvedde yazılarda, satır aralıkları, düzeltme ve  ek yapılabilmesi için iki daktilo (satır) aralığı olmalıdır.

 

       c. Müsveddedeki yanlışlar, kazınarak değil, üzerleri çizilerek açık bir şekilde düzeltilmelidir. İmzaya arz edilecek kopyalarda kazıntı ve silinti olmamalıdır. Yazıların arşiv kopyalarında düzeltilmesi veya çizilmesi gereken kısımlar varsa, bunlar sorumlu kişi tarafından düzeltilmeli ve parafe edilmelidir.

       ç. Her türlü yazışmada, yaşayan Türkçe'nin dilbilgisi, imla ve noktalama kurallarına uygun olarak kullanılmasına titizlikle uyulmalıdır.

 

d.   Türkçe'nin imlasında temel kural "söylendiği/okunduğu" gibi yazmaktır. Bu temel kurala paralel olarak, aşağıda belirtilen kurallara da dikkat edilmelidir: 

 

             (1)  Tarih   bildirenler  dışında   cümleye   rakamla  başlanmaz.

 

             (2)  Metin içinde geçen, sıra bildiren, tekrar ifade eden, madde numarası belirten rakamların sonuna "ncı, nci, ncu, ncü" eki yazılır (Örneğin, 3 ncü Sınıf, 28 nci madde gibi). Madde başlarını gösteren rakamların arkasına nokta konulur (Örnek : 47. Genel Esaslar gibi) Değer ve ölçü belirten rakamlar ölçü biriminin kısaltması ile beraber yazılır (Örnek : 2 kg., 10 lt., 150 TL. gibi).

 

       Yazının metin kısmında yukarıda belirtilen hususların dışında kalan, bir ve iki rakamlı sayılar ile tüm saat bildiren rakamlar yazıyla; üç ve daha fazla rakamlı sayılar ile zamanı saat/dakika/saniye olarak bildirenler rakamla yazılır.

 

  1. Metin içinde tarih bildiren ifadelerin tamamı (gün, yıl) rakamla; aylar yazı ile veya rakamla yazılabilir. (Örnek : 25 Eylül 2002, 20.05.2002 gibi). Belli bir tarih bildiren ay ve gün adları büyük harfle başlar (29 Mayıs 1453 Salı gibi).

     

  2. Özel adlar ve türevleri, büyük harfle başlanarak ve takıları kesme işareti (') ile ayrılarak yazılır. Satır sonuna sığmayan takılar için kesme işareti(‘) kullanılmaz.

     

  3. Madde başlıklarını oluşturan kelimelerin ilk harfleri büyük yazılır.

     

                 (6) Başka bir yerden alınan ifadeler metin içinde tırnak içinde gösterilir ve bu ifadeler kesinlikle değiştirilmez. (Aslı yanlış ise olduğu gibi alınır, düzeltme dipnotta gösterilir)

              

                (7) Kaynak gösterilmesi gereken hallerde, bunlar az ise, o sayfanın altına ve yıldızla (*) belirtilerek; çok ise, rakamla (1); (2) vb. işaretlenerek, metnin sonunda (varsa) kitabın adı, yazarın ismi, basım yeri, yılı, dizi adı, yararlanılan sayfa numarasıyla belirtilir.

     

                 (8)  Metin içinde ve metnin ifadesine bağlı olmayan açıklamalar parantez içinde yazılır.

     

                 (9)  Noktalama işaretlerinin ses, anlam ve imla değerleri dikkate alınır ve titizlikle uygulanır.

     

                 (10)      Devlet, coğrafi bölge, yerleşim yerleri, deniz, göl, nehir, dağ, yaklaşma istikameti gibi adlar büyük harfle başlar (Fransa, Arnavutluk, Akdeniz, Karadeniz, Kızılırmak, Yeşilırmak gibi).

     

  1. Bütün milli yazışmalarda; madde, fıkra, bent, küçük bent, kısım, küçük

     kısım ve eklerin harflendirilmesinde 29 harfin tamamı kullanılır.(ç,ğ,i,ş)

     

    YAZIŞMALARDA YAPILAN GENEL HATALAR

          a.Kelimelerin yazılışı ve ifade usullerinde görülen noksanlıklar:

    Yanlış                                                                       Doğru                                                           

    …bilgilerine rica ederim.                             …bilgi edinilmesini rica ederim.

    Demin                                                            Biraz önce

    İnsiyatif                                                          İnisiyatif

    Döküman                                                      Doküman

    Direk olarak                                                   Direkt olarak

    Orjinal                                                            Orijinal

    Mütala                                                            Mütalâa

    Dolayısı ile                                                    Dolayısıyla

    Bugünkü                                                                 Bu günkü

    Çepe çevre                                                    Çepeçevre

    Omuzomuza                                                           Omuz omuza

    Grub                                                               Grup

    Her hangi bir                                                 Herhangi bir

    Tesbit                                                             Tespit

    İlk bahar                                                         İlkbahar

    Müdahele                                                      Müdahale

    Ceryan                                                           Cereyan

    Çalışır iken                                                    Çalışırken

    Okulda iken                                                  Okuldayken

    Oysa ki                                                           Oysaki

    Madem ki                                                       Mademki

    Yanyana                                                        Yan yana

    Sayın;Tümgeneral Yıldırım KAYA            Tümgeneral Sayın Yıldırım KAYA

    Yanlız                                                             Yalnız

    Yalnış                                                            Yanlış

    Kiprit                                                               Kibrit

    Kiprik                                                              Kirpik

    Sarmısak                                                       Sarımsak

    Kamelya                                                        Kameriye

    … yemeğe teşriflerini.                                 … yemeği teşriflerini (onurlandırmaları)

    Kıravat                                                            Kravat

    Mapushane                                                    Mahpushane

    Makina                                                           Makine

    Meyva                                                            Meyve

     

          b.  Metin içerisinde geçen tarihlerde; gün ve yıl rakamla, ay ise yazıyla veya rakamla yazılmalıdır.

    Yanlış                                                           :           Doğru                                                :

    19/05/2002                                                   19 Mayıs 2002

                                                                           19.05.2002

     

          c.  Metin içerisinde geçen iki basamaklı rakamlar ile tam saat bildiren yazıyla; üç haneli rakamlar ile dakika / saniye bildirenler ise rakamla yazılmalıdır.

     

    Yanlış                                                           :           Doğru                                                :

    2 öğrenci                                                      iki öğrenci

    Yüzotuz öğrenci                                         130 öğrenci

    Saat 10.00’ da                                             Saat On’ da

    Saat Onaltı otuzda                                     Saat 16.30’ da

     

          ç.  Birlik isimlerini gösteren rakamlarla, metin içerisinde geçen sıra bildiren tekrar  ifade eden ve madde numarası bildiren rakamların sonuna “ ncı, nci, ncu, ncü “       ekleri eklenmelidir.

     

    Yanlış                                                           :           Doğru                                                :

    1. Bl.                                                              1 nci Bl.

    3. Sınıf                                                          3 ncü Sınıf

           d.  Türkçe sözcüklerde sert ünsüzler (f,s,t,k,ç,ş,h,p) den sonra yumuşak süreksizler (c,d,g) gelmez; bunların yerlerine sertleri (ç,t,k) gelir. Yapım ve çekim ekleri de bu kurala uyar. Bu kural, sert ünsüzlerin benzeşmesi olarak da tanımlanır.

     

                                Doğru                   :                                  Yanlış               :

    Seç + gin                 Seçkin                                                Seçgin

    Ağaç + da          Ağaçta                                                     Ağaçda

    1914 +  de          1914’ te                                                    1914’ de

    kebap + cı          kebapçı                                                    kebapcı

     

    Uyarı :  de,   da bağlacı sert ünsüzlerin benzeşmesi kuralından etkilenmez.

                           Mehmet de geldi. (Doğru)

                           Mehmet te geldi. (Yanlış)

          e.  Sayılar yazıyla yazıldıklarında her sözcük ayrı yazılır.

               Ankara’ ya on üç gün sonra gideceğiz. (Doğru)

               Ankara’ ya onüç gün sonra gideceğiz. (Yanlış)

           f.   Bankacılık işlemlerinde, çeklerde, senetlerde – araya başka sözcükler yazılamaması için – sayılar bitişik yazılır:

               -Onsekizmilyonyediyüzellialtıbinlira-

           g.  Sayılardan sonra gelen ekler kesme ile ayrılır:

               Yarın 15.30’ da buluşalım.

               144’ ün karekökü 12’ dir.

           ğ.  İkilemeyi oluşturan sözcükler daima ayrı yazılır ve araya herhangi bir işaret konulmaz.

               İleri geri konuşmayın. (Doğru)

               İleri, geri konuşmayın (Yanlış)

           h.  Kısaltmaların sonuna getirilen ekler, kısaltmanın okunuşuna göre yazılır (uzun okunuşa göre yazılmaz).

     Yanlış                                           :           Doğru                                                :

    ABD’ ne                                                       ABD’ ye

    THY’ nın                                                       THY’ nin

    DSİ’ ne                                                         DSİ’ ye

     

          ı.    Başında ve sonunda iki ünsüz bulunan yabancı sözcüklerin yazımında ünsüzler arasına ünlü girmez.

     

    Yanlış                                                         Doğru                                               

    Gurup                                                            Grup

    Tırafik                                                            Trafik

    Kıral                                                              Kral

    Forum                                                           Form

    Filim                                                              Film

     

          i.    Bağlaç olan “de” diğer sözcüklerden her zaman ayrı yazılır:

               Matematik de soyut bir derstir. (Doğru)

               Matematikde soyut bir derstir. (Yanlış)

     Açıklama : Bağlaç olan “de“ kelimeden ayrı yazılır ve cümleden çıkarttığımızda cümlenin anlamında her ne kadar daralma olsa da cümlenin anlamı bozulmaz. İsmin hal eki olan ve kelimeye bitişik yazılan  “da” cümleden atıldığında ise cümlenin anlamı bozulur. Ayrıca bağlaç olan “de” nin “te,ta”  şekli yoktur. İsmin hal eki olan “da,de” nin ise “ta,te” şekli vardır.

           j.    “ki” bağlacı bağımsız bir sözcüktür ve daima diğer sözcüklerden ayrı yazılır. “ki” bağlacı genellikle fillerden, yargı bildiren ifadelerden ve özne görevli sözcüklerden sonra gelir:

               Öyle konuştu ki nefesi daraldı.

               Bir adam vardır ki söyleneni anlar.

               Sinan Bey ki okul müdürümüzdür, bizi dinler.

           Uyarı : “-ki” eki dilimizde ilgi zamiri ve sıfat türetme eki göreviyle kullanılır. Bu eki alan sözcükler “kiminki, neyinki, neredeki, ne zamanki” sorularına cevap verirler.

          Onunki pek güzel değil.

          Bahçedeki tavuklara yem verelim.

           k.  “mi”  soru edatı cümleye ister soru anlamı katsın isterse katmasın diğer sözcüklerden daima ayrı yazılır:

               Bu filmi beğendin mi?

               Beni dinlemiyor musun?

               Size bir televizyon almamış mıydık?

               Onu gördüm mü söylerim.

           Uyarı : “mi” li soru cümlelerinde “mi” den sonra gelen ekler, “mi” ye bitişik yazılır.

           l.    Düzeltme işaretinin (^) kullanılmaması da yanlışlıklara yol açmaktadır: Adem (yokluk), ậdem (insan); adet (sayı), ậdet (gelenek), alem (bayrak), ậlem (dünya, evren); aşık (ayak bileğindeki kemik), ậşık (vurgun, tutkun); hakim (hikmet sahibi), hậkim (yargıç); hali (Pazar yerini), hậli (durumu, vaziyeti); hala (babanın kız kardeşi), hậlậ (henüz)